|
PEYGAMBERİMİZ'İN GÜZEL HAYATI
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Peygamberimiz (sav) güler yüzlüydü ve güler yüzlü
olmayı tavsiye ederdi
Peygamberimiz (sav)'in sahabeleri ile olan ilişkisi
ve sohbetleri
Peygamberimiz (sav) sahabelerine şakalar yapar,
onlarla birlikte gülerdi
Peygamberimiz (sav)'in sevgi konusundaki tavsiyeleri
Peygamber Efendimizin çocuklara olan ilgisi ve
şefkati
Peygamber Efendimizin eşleri müminlerin anneleridir
Peygamber Efendimizin hayatının her anında,
müminlere çok güzel örnekler bulunmaktadır. Hz.
Muhammed (sav)'in sahabeleriyle olan sohbetleri,
onlara hitapları, şakaları, çocuklara olan sevgi ve
ilgisi, hanımlarına karşı adaletli, sevecen ve
ilgili tavrı, hem ailesi hem de tüm Müslümanlar için
örnek bir koruyucu olması, güler yüzü, neşesi,
canlılığı, müminlere olan düşkünlüğü ve şefkati,
güzel ahlakın ve ideal insan modelinin önemli bir
örneğidir. Bu bölümde Peygamber Efendimizin Allah'ın
hoşnut olduğu güzel hayatından örnekler
verilecektir.
PEYGAMBERİMİZ (SAV) GÜLER YÜZLÜYDÜ VE GÜLER YÜZLÜ
OLMAYI TAVSİYE EDERDİ:
Peygamber Efendimiz, üzerindeki ağır sorumluluğa ve
karşılaştığı türlü zorluklara rağmen, son derece
tevekküllü, teslimiyetli ve huzurlu bir insandı.
Hayatının her anında imanın neşesi ve şevki
içindeydi. Hem bu imani neşesi, hem de güzel ahlakı
nedeniyle daima güler yüzlü ve candan bir tavrı
vardı. Sahabeler, Peygamberimiz (sav)'in bu halini
şöyle anlatmaktadırlar:
O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara
ayetler_isimini okuyan, onları arındırıp-temizleyen
ve onlara Kitap ve hikmeti öğreten bir elçi
gönderendir...
(Cuma Suresi, 2)
Hz. Ali (ra): "Onun güler yüzlü oluşu ve herkese
nazik davranışı adeta onu halka bir baba yapmıştı.
Herkes onun katında ve nazarında eşit idi."156
Allah Resulü daima güler yüzlü, yumuşak huylu
idi...157
"Allah Resulü... halkın en çok gülümseyeni ve en
neşelisi idi."158
Peygamberimiz (sav) ashabına da güler yüzlü
olmalarını tavsiye etmiş ve şöyle demiştir:
"Sizler insanları mallarınızla memnun edemezsiniz,
onları güzel yüz ve güzel huyla hoşnut
edersiniz."159
"Allah Teala kolaylık gösteren ve güler yüzlü kişiyi
sever."160
PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SAHABELERİ İLE OLAN İLİŞKİSİ
VE SOHBETLERİ
Peygamberimiz (sav), çevresindeki Müslümanlarla çok
yakından ilgilenirdi. Onların her birinin imanını,
tavrını, temizliğini, neşesini, sağlığını yakından
takip ederdi. Her birinin eksiklerini, ihtiyaçlarını
gözetir, temin edilmesini sağlardı. Onlarla olan
sohbetlerinde ise, onları çok hoş tutar, gönüllerini
alırdı. Sahabeler yanından neşe ve huzur içinde
ayrılırlardı.
En yakınlarından biri olan Hz. Ali (ra),
Peygamberimiz (sav)'in sohbetlerindeki ortamı ve
sahabeleriyle olan ilişkisini şöyle açıklamıştır:
"Resulullah insanların eli en açık, gönlü en geniş
ve şivesi en düzgün olanı, yüklendiği işi en iyi
şekilde ifa edeni, en yumuşak huyluları ve sohbeti
en güzel olanıydı. Onu tanıyıp sohbetinde bulunanlar
ona severek sokulurdu. Onu niteleyen: 'Ondan önce de
ondan sonra da onun gibisini görmedim' derdi. Ne
zaman kendisinden bir şey istense onu mutlaka
verirdi."161
"(Birlikte) oturduğu kimselerin her biriyle
ilgilenir, farklı muamele ettiği izlenimi vermezdi.
İhtiyacını gidermesi için onunla oturan veya onu
ayakta tutan kimseye karşı sabırlı olur, o kişi
ayrılmadıkça kendisi onu terk edip ayrılmazdı."162
"Ashabını özler, (göremediği zaman) sorardı.
İnsanların durumlarının nasıl olduğunu, işlerinin ne
alemde olduğunu da sorardı. Güzele güzel, çirkine
çirkin derdi."163
"Daima doğruların yanındaydı, başkasını kabul
etmezdi. Yanına geçici olarak girerlerdi,
çıktıklarında mutmain olarak çıkarlardı. Yanından
birer delil ve kılavuz olarak çıkarlardı."164
Gelen yabancıların aşırı ve mantık dışı
davranışlarını sabırla karşılardı. Ashab bazen buna
kızarlardı da o onları teskin eder, şöyler derdi:
"böyle kimseleri gördüğünüzde onu irşad edin!"165
"Kimsenin sözünü kesmez, bitirinceye kadar
beklerdi."166
"... İnsanları birbirine sevdirecek, birbirlerine
kaynaştıracak şeyleri konuşurdu. Onları ürkütmez,
kaçırmazdı. Her kavmin liderine önem atfederdi;
ikram ederdi..."167
Torunu Hz. Hasan (ra) ise Peygamberimiz (sav) için
şunları söylemiştir:
"Bakışları son derece anlamlı idi... Mani
kelimelerle (az sözle çok mana ifade edecek şekilde)
gayet güzel ve veciz konuşurdu. Sözlerinde ne
fazlalık olurdu ve ne de eksiklik."168
İleri gelen kimselerle de sade vatandaşlarla da eşit
şekilde konuşurdu. Onlardan hiçbir şeyi
saklamazdı."169
Ebu Zer (ra,) Peygamberimiz (sav)'in sahabelerine
karşı sevgi dolu tavrını şöyle anlatmıştır:
"Bir gün Peygamberimizin yanına gittim. Bir divanda
oturuyordu. Kalktı beni kucakladı. Bu kucaklaması
gerçekten pek içtendi."170
Ebu Hüreyre (ra) ise Hz. Muhammed (sav)'in insanlara
karşı son derece ince düşünceli ve insaniyetli olan
güzel tavrını şöyle tarif etmiştir:
"Allah Resulü'nün elini birisi tuttuğunda o kişi
elini bırakmadıkça, Resulullah elini çekmezdi.
Kendisiyle konuşan herkese karşı yüzünü döndürür,
konuşan lafını bitirmeden çehresini çevirmezdi."171
Peygamberimiz (sav), sahabelerinin rahatsızlıkları
ile de yakından ilgilenirdi. Zayıf olanların kilo
almaları, kilosu fazla olanların diyet yapmalarını,
yiyeceklerin faydalı olanlarını seçmelerini tavsiye
ederdi.172 Örneğin bazı hastalıklarında,
sahabelerine bal şerbeti içmelerini tavsiye
etmiştir.173
Hz. Ebu Hüreyre (ra)'nin anlattığına göre, bir gün
Ebu Hüreyre (ra) bayıldığında, Peygamberimiz (sav)
onu kendisi ayağa kaldırmış, evine getirmiş ve aç
olduğunu anlayarak ona ilk önce süt içirmiştir.174
Mekke, Kabe, Kral Fahd kapısı
Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz onun
gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve
esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.
(Tevbe Suresi, 128)
PEYGAMBERİMİZ (SAV) SAHABELERİNE ŞAKALAR YAPAR,
ONLARLA BİRLİKTE GÜLERDİ
Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler Bölümü'nde bulunan
Kabe kilidi.
Sahabelerin aktardıkları olaylardan anlaşıldığı
gibi, Peygamber Efendimiz hem ailesi hem de
sahabeleri ile sık sık şakalaşır, onların yaptıkları
esprilere güler ve onlara güzel isimler veya
lakaplar takardı. Ancak, her konuda olduğu gibi
şakalaşma konusunda da Peygamberimiz (sav) çok ince
düşünceli, vicdanlı ve anlayışlı davranırdı.
Peygamberimiz (sav)'in şakalar konusunda ashabına
verdiği tavsiyeler şöyle özetlenebilir:
- "Ben şaka yaparım ama sadece doğru olanı söylerim"
- "Bir Müslümanın kardeşini korkutması helal
değildir"
- "Kardeşinle münakaşa etme, alaya alarak onunla
şakalaşma."
- "Başkalarını güldürmek için yalan söyleyene
yazıklar olsun."
- "Kul, şaka da olsa yalan söylemeyi, doğru da olsa
münakaşa etmeyi bırakmadıkça iyi bir mümin olamaz."
- "Şaka da olsa yalan söylemeyin."175
PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SEVGİ KONUSUNDAKİ TAVSİYELERİ
Peygamber Efendimizin özellikle üzerinde durduğu en
önemli konulardan biri, müminlerin birbirlerini
hiçbir çıkar gözetmeden, içten bir sevgi ile
sevmeleri ve birbirlerine karşı kin, öfke ve
kıskançlık gibi kötü hisler beslememeleriydi.
Peygamberimiz (sav) hem bu konuda müminlere en güzel
örnek olmuş, hem de onlara sık sık bu konularda
tavsiyelerde bulunmuştur.
Allah bu konu hakkında Kuran'da şöyle buyurmaktadır:
İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan
kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: "Ben buna
karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret
istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki
iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır,
şükredene karşılığını verendir. (Şura Suresi, 23)
Peygamber Efendimizin sevgi, dostluk ve kardeşlik
hakkındaki hadis-i şeriflerinden bazıları ise
şöyledir:
"Mümin kendisi için sevdiğini kardeşi için de
arzular."176
"Hediyeleşin, birbirinizi sevin. Birbirinize yiyecek
hediye edin. Bu, rızkınızda genişlik hasıl eder."177
"Ziyaretleşin, hediyeleşin. Çünkü ziyaret sevgiyi
perçinler, hediye de kalpteki kötü duyguları söker
atar."178
"Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin
tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz,
birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz
kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah'ın kulları
kardeşler olunuz."179
"Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı:
Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan şeydir.
Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete
giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş
olamazsınız. Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi
haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın."180
PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÇOCUKLARA OLAN İLGİSİ VE
ŞEFKATİ
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in tüm insanlığa
örnek olan şefkati, merhameti ve müminlere olan
düşkünlüğü, çocuklara olan tavrında da çok yoğun
olarak görülmektedir. Peygamberimiz (sav) hem kendi
çocukları ve torunları hem de ashabının çocukları
ile çok yakından ilgilenmiş, doğumlarından
isimlerinin konmasına, sağlıklarından ilimlerinin
artmasına, giyimlerinden oynadıkları oyunlara kadar
onlar için tavsiyelerde bulunmuş, hatta bizzat yol
göstermiş, ilgilenmiştir.
Örneğin, Peygamber Efendimiz, kızı Hz. Fatıma (ra)'ya,
her iki torununun doğumundan hemen önce"Doğum olunca
bana haber vermeden çocuğa hiçbir şey yapmayın"181
diye tembihlemiştir. Bebeklerin doğumundan sonra ise
onların beslenmelerini, bakımlarını ve nasıl
korunacaklarını bizzat göstererek anlatmıştır.
Peygamberimiz (sav) ayrıca, yeni doğan bebeklere,
çocuklarına, torunlarına ve ashabının çocuklarına
hep dua etmiştir. Onları severken ya da onların
oyunlarını izlerken, onlar için Allah'tan hayırlı ve
uzun bir ömür, ilim, hikmet ve iman istemiştir.
Örneğin torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e her
vesilede dua etmiş ve bu duasının, Hz. İbrahim'in
Hz. İshak ve Hz. İsmail için ettiği dua olduğunu
belirtmiştir.182
Ashabından İbn-i Abbas (ra) çocukken Peygamberimiz
(sav)'in kendisine "Allah'ım buna hikmeti öğret"
diye dua ettiğini aktarır. Ashabından Enes (ra)'e
ise çocukluk döneminde, Allah'ın mal ve evladını çok
ve ömrünü uzun kılması ve verdiklerinin Enes (ra)
hakkında hayırlı ve mübarek olması için dua
etmiştir.183
Peygamber Efendimiz çocukların oyununa da çok önem
vermiş, hatta zaman zaman onlarla oyun oynayarak
ilgilenmiştir. Hz. Peygamber (sav), "Çocuğu olan
onunla çocuklaşsın"184 diyerek, anne babalara
çocuklarını bizzat eğlendirmelerini tavsiye
etmiştir. Peygamberimiz (sav) çocukların yüzme,
koşu, güreş gibi oyun ve sporlarla meşgul
edilmelerini de tavsiye etmiş, hatta torunlarını ve
çevresindeki çocukları buna teşvik etmiştir.
Birçok sahabe, Peygamber Efendimizin çocukları nasıl
sevdiğini, onlarla nasıl ilgilendiğini ve oyunlar
oynadığını aktarmıştır. Bunlardan bazıları şöyledir:
Hz. Enes (ra):
"Resulullah aleyhissalatu vesselam çocuklarla
şakalaşmada insanların en önde olanıydı."185
El Bera (ra):
"Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellemi Hasan
omuzunda iken gördüm."186
"Peygamberimiz (sav) kızı Hz. Fatıma (ra)'ya şöyle
derdi: 'Haydi şu oğullarımı (Hasan ve Hüseyin) çağır
bana!' Ondan sonra o ikisini göğsüne basar,
koklardı."187
Ya'la İbnu Mürre (ra) Peygamberimiz (sav)'in
çocuklara olan sevgisine, onlarla nasıl
şakalaştığına dair şunları anlatmıştır:
"Bir grup ashab, Resulullah ile birlikte
aleyhissalatu vesselam'ın davet edildiği bir yemeğe
gittiler. Yolda torunu Hüseyin'e rastladılar,
çocuklarla oynuyordu.
"Resulullah (sav) çocuğu görünce ilerleyip cemaatin
önüne geçip onu tutmak için ellerini açtı. Çocuk ise
sağa sola kaçmaya başladı. Resulullah da onu
takliden sağa sola koşarak, tutuncaya kadar peşinde
koştu. Yakalayınca ellerinden birini çenesinin
altına diğerini de ensesine koyup öptü ve 'Hüseyin
bendendir. Ben de Hüseyindenim. Kim Hüseyin'i
severse Allah da onu sevsin. Hüseyin sıbtlardan bir
sıbttır (torun)' buyurdu."188
Hz. Enes (ra)'in bildirdiğine göre Resulullah (sav),
"dünyadaki iki reyhanım" dediği torunları Hasan ve
Hüseyin'i sık sık yanına çağırtıp onları koklar ve
bağrına basardı.189
İbnu Rebi'ati'ibni'l Haris (ra) diyor ki:
"Babam beni, Abbas (ra)'da oğlu el-Fadl (ra)'ı
Resulullah'a gönderdi. Huzurlarına girdiğimiz zaman
bizi sağlı sollu oturttu ve bizi öylesine sıkı
kucakladı ki daha kuvvetlisini görmedik."190
Resulullah (sav)çocuklara olan sevgisini gösterirken
sıkça onların başlarını okşardı ve onlara hayır
duaları ederdi. Örneğin Yusuf İbni Abdillah İbni
Selam (ra), "Hz. Peygamber (sav) beni Yusuf diye
isimlendirdi, başımı okşadı" der. Amr İbnu Hureys (ra)
ise annesinin kendisini Hz. Peygamber (sav)'in
huzuruna götürdüğünü, Resulullah (sav)'ın başını
okşayıp bol rızka kavuşması için dua ettiğini,
Abdullah İbnu Utbe (ra) de beş-altı yaşlarındayken
Peygamberimiz Efendimizin başını okşayarak,
zürriyeti ve bereketi için dua ettiğini
hatırlayabildiğini anlatır.191
Hz. Muhammed (sav)'in çocuklara gösterdiği ilgili ve
sevgi dolu tavrı, Ebu Hüreyre (ra) de şu örneklerle
anlatmıştır:
"Meyvenin ilk çıkanı getirildiği zaman Resulullah
(sav) şöyle derdi: 'Allah'ım Bize, Medinemize,
meyvelerimize, müdd ve saımıza (yani ölçeklerimize)
kat kat bereket ver' diye dua ederdi. Sonra meyveyi
orada bulunan en küçük yaştakine verirdi."192
"Çocuğa karşı yumuşak davranmak Allah Resulü'nün
adetlerindendi. Allah Resulü bir seferden
döndüklerinde çocuklar kendilerini karşılarlardı.
Allah Resulü de durur sahabelerine çocukları
kaldırmalarını emrederdi. Onlar da çocukların kimini
Allah Resulü'nün önüne kimisini terkisine bindirir
ve bazılarını da kendileri bineklerine
alırlardı."193
"Resulullah (sav) Hz. Fatıma'nın evinin avlusuna
geldi ve oturdu. 'Burada çocuk var mıdır?' diye
sordu. Hz. Fatıma'nın çocuğu (Resulullah'ın torunu),
süratle koşarak geldi ve Resulullah'ın boynuna
sarıldı. Resulullah çocuğu öptü."194
"Çocuklarla o kadar içice olmuştu ki, bir defasında
yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine
katılmak için birlikte koşmuştu."195
Cabir İbnu Semüre (ra) de aynı konuda şunları
anlatmıştır:
"Resulullah aleyhissalatu vesselam'la birlikte ilk
namazı kıldım. Sonra aleyhissalatu vesselam ehline
gitti. Onunla ben de çıktım. Onu bir kısım çocuklar
karşıladı. Derken onların yanaklarını bir bir
okşamaya başladı. Benim yanağımı da okşadı. Elinde
bir serinlik ve hoş bir koku hissettim."196
Kız çocuklarının doğar doğmaz öldürüldükleri bir
dönemde peygamber olarak görevlendirilen Hz.
Muhammed (sav), kız çocuklarını da erkek çocuklardan
ayırmamak gerektiğini, kız çocuklarını öldürmenin
günah olduğunu bildirmiş, ve hepsine eşit sevgi ve
ilgi göstererek, topluma da güzel bir örnek
olmuştur. Peygamberimiz (sav)'in kız çocuklarındaki
güzel özellikleri vurguladığı sözlerinden biri
şudur:
"Kız ne güzel evlattır. Şefkatli, yardımsever,
munis, kutlu ve analık duyguları ile doludur."197
Peygamberimiz (sav) sevgisini hem sözleriyle hem de
davranışlarıyla gösterirdi. Çocuklara onları
sevdiğini söylerdi.198
Peygamber Efendimiz, çocuklara olan şefkatinde
hiçbir ayırım gözetmezdi. Kendi çocuklarına ve
torunlarına gösterdiği sevgi ve merhametin aynısını
diğer Sahabî çocuklarına da gösterirdi. Halid bin
Said (ra), Peygamberimiz (sav)'i ziyarete geldiğinde
yanında küçük kızı da vardı. Habeşistan'da doğduğu
için, Peygamberimiz (sav) ona ayrı bir yakınlık
gösterirdi. Bir seferinde Peygamberimiz (sav)'in
eline işlemeli bir kumaş parçası geçmişti. Hz.
Halid'in kızını çağırttı ve ona verdi, sevindirdi.
Cemre o sıralar küçük bir çocuktu. Babası alır, onu
Peygamberimiz (sav)'in huzuruna götürür, derdi ki: "Yâ
Resulallah, şu kızım için Allah'a bereketle dua eder
misiniz?" Peygamber Efendimiz Cemre'yi kucağına
oturttu, elini başına koydu ve bereketle dua
buyurdu.
Peygamberimiz (sav)'in yardımcısı Hz. Zeyd (ra)'in
oğlu Üsame (ra) Peygamber Efendimiz ile ilgili
şunları anlatmıştır:
"Resulullah bir dizine beni, bir dizine de torunu
Hasan'ı oturtur; sonra ikimizi birden bağrına basar
ve 'Ya Rabbi, bunlara rahmet et. Çünkü ben bunlara
karşı merhametliyim' diye dua ederdi."199
Bazı kimseler, Peygamberimiz (sav)'in çocuklarla
oyun oynamasını, onlarla ilgilenmesini
anlamıyorlardı. Bir defasında Akra bin Habis (ra),
Peygamberimiz (sav)'i, Hz. Hasan'ı öperken gördü ve
şöyle dedi:
"Benim on çocuğum var. Şimdiye kadar hiçbirini
öpmedim." Bunun üzerine Peygamberimiz, "Merhamet
etmeyene merhamet olunmaz" buyurdu."200
Peygamber Efendimiz mübarek evladı Hz. İbrahim'i de,
süt annesinin evinde sık sık ziyarete gider, şefkat
ve merhametini göstererek, başını okşar, bağrına
basardı. Peygamber Efendimizin hizmetkarı Hz. Enes
(ra), ilgili bir hatırasını şöyle anlatır:
"Ben ev halkına Resul-i Ekremden (sav) daha
şefkatli, daha merhametli davranan bir kimse
hayatımda görmedim. İbrahim, Medine'nin Avali
kısmında sütannesinin yanında bulunurken,
Peygamberimiz onu görmeye gider, biz de beraberinde
bulunurduk... Peygamberimiz içeri girer, oğlunu
alır, öper, sonra dönerdi... Yine bir gün
gittiğimizde Resulullah çocuğunu getirtti, bağrına
bastı. Ona bazı sözler söyledi, onunla konuştu."201
Hazret-i Ali anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz bize ziyarete gelmişti. O gece
bizde kaldı. Hasan ve Hüseyin de uyuyorlardı. Bir
ara Hasan su istedi. Peygamberimiz hemen kalktı ve
su kırbasından bir bardak su aldı, çocuğa verdi."202
Peygamberimiz (sav), ayrıca müminlere çocukları
arasında adaletle davranmalarını hatırlatmış ve
şöyle demiştir:
"Allah'tan korkun. Çocuklarınızın size itaatli
olmalarını istediğiniz gibi siz de onların
aralarında adaletle davranınız."203
"Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar
arasında adaletli davranmanızı sever"204
Peygamberimiz (sav) çocukların eğitilmeleri ve güzel
ahlak ile terbiye edilmeleri üzerinde de durmuş ve
bu konuda birçok tavsiyede bulunarak yol
göstermiştir. Peygamberimizin (sav) bu konudaki
sözlerinden bazıları şöyledir:
"Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir
miras bırakamaz."205
"Çocuğun, babası üzerindeki haklarından biri ismini
ve edebini güzel yapmasıdır."206
"Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel
yapın..."207
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), her konuda olduğu
gibi, çocuklarla ilgilenmesi, onlara gösterdiği
sevgi ve şefkat ile müminlere en güzel örnektir.
Peygamberimiz (sav) "Küçüklerimize şefkat etmeyen
... bizden değildir"208 diyerek, çocuklara
gösterilen şefkatin önemini belirtmiştir.
PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN EŞLERİ MÜMİNLERİN
ANNELERİDİR:
Peygamber Efendimizin eşleri, tüm müminlerin
anneleri, tüm Müslüman kadınlara örnek, takva sahibi
müminlerdir. Kuran'da, hadis-i şeriflerde ve
Peygamber Efendimizin hayatı hakkındaki
rivayetler_isimde Hz. Muhammed (sav)'in eşlerinin
huyları, imanları, Peygamberimiz (sav)'e nasıl
yardımcı oldukları, yaptıkları tebliğ ve güzel
ahlakları hakkında birçok bilgi verilmektedir.
Kuran'da Peygamber Efendimizin eşleri hakkında
verilen bilgilerden biri, onların tüm müminlerin
annesi olduğudur:
Peygamber, müminler için kendi nefislerinden daha
evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir.
(Ahzab Suresi, 6)
Bir başka ayette ise, Allah müminlere, Peygamberimiz
(sav)'den sonra onun eşlerini nikahlamalarını
yasaklamıştır. Bu ayet şöyledir:
. Allah'ın Resûlüne eziyet vermeniz ve ondan sonra
eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal)
olmaz. Çünkü böyle yapmanız, Allah katında çok büyük
(bir günah)tır. (Ahzab Suresi, 53)
Kuran'ın bazı ayetler_isiminde ise, Peygamberimiz
(sav)'in hanımlarının diğer kadınlar gibi
olmadıkları belirtilmiş ve onların nasıl bir tavır
içinde olmaları gerektiği haber verilmiştir.
ayetler_isimde şöyle buyrulur:
Ey peygamberin kadınları, siz kadınlardan herhangi
biri (gibi) değilsiniz; eğer sakınıyorsanız, artık
sözü çekicilikle söylemeyin ki, sonra kalbinde
hastalık bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf bir
tarzda söyleyin. Evlerinizde vakarla-oturun
(evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye
(kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de
süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın,
zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey
Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve
çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.
Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetler_isimini
ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, latiftir,
haberdar olandır. (Ahzab Suresi, 32-34)
Peygamberimizin takva sahibi eşlerinin
ayetler_isimde bildirilen tutumları, yani sözü
maruf, akla ve vicdana uygun bir şekilde
söylemeleri, vakarlı tavırları, sakınmaları,
ibadetlerde ve Peygamber Efendimize itaatteki
titizlikleri, Kuran'ı ve Peygamberimiz (sav)'in
sünnetini çok iyi biliyor olmaları tüm mümin
kadınlara örnektir.
Biz bu Kuran'ı sana vahyetmemizle, en güzel
kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana
aktarıyoruz, oysa sen, daha önce, bundan haberi
olmayanlardandın.
(Yusuf Suresi, 3)
Allah, ayetler_isiminde Peygamberimiz (sav)'in
hanımlarının ecirlerinin iki kat verileceğini şöyle
bildirmiştir:
Ey peygamberin kadınları, sizden kim açık bir
çirkin-utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat
olarak arttırılır. Bu da Allah'a göre pek kolaydır.
Ama sizden kim Allah'a ve Resûlü'ne gönülden -itaat
eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki
kat veririz. Ve Biz ona üstün bir rızık da
hazırlamışızdır. (Ahzab Suresi, 30-31)
O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına
göre) konuşmaz. O (söyledikleri), yalnızca
vahyolunmakta olan bir vahiydir.
(Necm Suresi, 3-4)
Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte
olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında
ise merhametlidirler...
(Fetih Suresi, 29)
Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı;
ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir.
Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü
Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri
size haber verecektir.
(Maide Suresi, 48)
Peygamber Efendimizin mübarek eşlerinden ilki, Hz.
Hatice (ra)'dir. Hz. Hatice aynı zamanda ilk
Müslümanlardandır. Peygamberimiz (sav), ilk vahyi
aldığında hemen kendisine söylemiştir. Aklı,
feraseti, basireti ve hikmeti ile tanınan Hz.
Hatice, hemen iman etmiş ve o günden sonra
Peygamberimiz (sav)'e büyük destek olmuş, Kuran
ahlakının yayılmasında maddi ve manevi olarak büyük
bir çaba göstermiştir.
Peygamberimiz (sav)'in Hazreti Sûde, Hazreti Aişe,
Hazreti Hafsa, Hazreti Zeyneb, Hazreti Ümmü Seleme,
Hazreti Cuveyriye, Hazreti Ümmü Habibe, Hazreti
Safiye, Hazreti Meymune gibi isimleri zikredilen
diğer hanımları da fedakarlıkları, sabırları ve
Peygamber Efendimize olan bağlılıkları ile
sahabelere örnek olmuşlardır.
Peygamberimiz (sav), hem hanımları hem de çocukları
ile çok yakından ilgilenmiş, onların imanlarını,
sağlıklarını, neşelerini ve ilimlerini artırmalarına
vesile olmuştur. Rivayetler_isimde Peygamberimiz
(sav)'in hanımları ile oyunlar oynadığı, koşu
yarışları yaptığı da belirtilir. Sahabeler
"Peygamber (sav) hanımlarıyla en fazla şakalaşan
kişiydi"209 diyerek, Peygamber Efendimizin eşlerine
olan ilgisini belirtmiştir.
Ayrıca Hz. Aişe (ra)'den rivayet edildiğine göre,
Peygamber Efendimiz,"Hanımlarına karşı insanların en
yumuşağı, en kerimi, güler yüzlüsü ve mütebessim
olanı idi."210
Peygamber Efendimizin bilinen bir başka özelliği
ise, hanımları arasında son derece adaletli
olmasıdır. Hatta rivayetler_isimde. eşlerini
ziyaretlerini eşit olarak taksim ettiği belirtilir.
Bu konuda Hz. Aişe (ra) şöyle der:
"Resulullah (sav) gece taksiminde adalete riayet
eder ve derdi ki: "Ey Allah'ım. Bu taksim benim
iktidarımda olanda yaptığım bir taksimdir. Senin
muktedir olup benim muktedir olmadığım şeyden dolayı
beni levmetme."211
Hz. Enes (ra) anlatıyor:
"Resulullah (sav)'ın yanında dokuz hanımı vardı.
Hanımlara uğrama işini sıraya koyuyordu. Birinci
hanımına ikinci uğrayışı dokuz gün sonra oluyordu.
Hanımları her akşam Resullulah'ın o gün geleceği
odada toplanıyordu."212
Peygamber Efendimiz birçok sözünde de mümin
kadınların ne kadar değerli varlıklar olduklarını
belirtmiştir. Örneğin bir sözünde "Dünya bir
metaıdır. Dünya metaının en hayırlısı saliha
kadındır"213 dediği belirtilir.
Peygamber Efendimiz ashabına da eşlerine karşı nasıl
bir tutum içinde olmaları gerektiğini anlatmıştır:
"En olgun imana sahip mümin huyu en güzel ve
ailesine karşı en nazik, lütufkar olanıdır."214
"En hayırlınız, hanımlarına en hayırlı olanınızdır.
Ben hanımlarına karşı sizlerin en iyisiyim."215
Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar
Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler,
doğrular (ve doğrulayanlar), şehidler ve salihlerle
beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar?
(Nisa Suresi, 69)
--------------------------------------------------------------------------------
156- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s. 33
157- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s.34
158- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s.801
159- Bezzar, Ebu Yala, Taberani; Huccetü'l İslam
İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri:
Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.
111
160- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998,, s.444
161- Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s.814
162- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s. 33
163- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s. 33
164- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s.33
165- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s.34
166- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s.34
167- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s.33
168- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s.32
169- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s. 32
170- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s.459
171- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s.443
172- Tirmizi, ibni-mace; İmam Gazali, Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s.570
173- Konyalı Mehmed Vehbi, Tam Metni Sahih-i Buhari,
4. cilt, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1993, s.304
174- Konyalı Mehmed Vehbi, Tam Metni Sahih-i Buhari,
4. cilt, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1993, s.260
175- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 209
176- Buhari ve Müslim; Huccetü'l İslam İmam Gazali,
İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı
Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 152
177- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.239
178- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.239
179- Buhari ve Müslim; Huccetü'l İslam İmam Gazali,
İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı
Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 315
180- Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 425
181- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.448
182- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.450
183- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.450-51
184-
http://www.diyanetvakfi.dk/cocuk/hikaye/cocuksevgisi/cocuksevgisi.htm
185- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.209
186- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s.135
187- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman
er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, cilt 5, İz
Yayıncılık, s.136
188- Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.519
189- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 508
190- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 508
191- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 509
192- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi
ve Şerhi, Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul
1983, s. 82
193- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 510
194- Konyalı Mehmed Vehbi, Tam Metni Sahih-i Buhari,
2. cilt, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1993, s.411
195-
http://www.sevde.de/Pey-ornek/peygamberimizin-ahlaki.htm
196- Müslim, Fezail 80, (2329); Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan,
15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.369
197- Vesail, Ebvab-ı Ahkam-ül-Evlad, 4.bab,
4.haber-Meşkiniden naklen; Hüseyin Hatemi, İlahi
Hikmette Kadın, Birleşik Yayıncılık, 4. baskı,
İstanbul, 1999, s. 72
198- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.511
199- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.508
200- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.507
201- Müsned, 4:194; Müslim, 4:1807, Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan,
2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 506-507
202-
http://www.sevde.de/Pey-ornek/peygamberimizin-ahlaki.htm
203- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 13/10
204- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.498
205- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.512
206- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.512
207- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.515
208- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.506
209- Hasan B. Süfyan Müsnedi'nde aktarılmıştır;
Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2.
cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s.105
210- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 531/7
211- Ebu Davud., nikah 39, (21347); Tirmizi. Nikah
42, (11407); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve
Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ
Yayınları, Ankara, s. 66
212- Müslim, Rada 46, (1462); Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan,
16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 68
213- Müslim, Rada 64, (1467); Nesai, Nikah 15,
(6,69); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 514
214- Nesai, Tirmizi ve Hakim'in de yaklaşık anlamda
rivayetler_isimi vardır.; Huccetü'l İslam İmam
Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr.
Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.105
215- Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s.10 |