PEYGAMBERİMİZ'İN ŞEMAL-İ ŞERİFİ
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Peygamber Efendimizin yaratılış güzellikleri
Peygamber Efendimizin dış görünümü ve güzelliği
Peygamber Efendimizin nübüvvet (peygamberlik) Mührü
Peygamber Efendimizin saçı
Peygamberimiz (sav)'in saç ve sakal bakımı
Peygamber Efendimizin giyim tarzı
Peygamber Efendimizin dış kıyafetleri
Peygamber Efendimizin yüzüğü ve mührü
Peygamber Efendimizin yürüyüş şekli
Peygamber Efendimizin oturuş tarzı
Peygamber Efendimizin konuşma şekli
Peygamber Efendimizin güzel kokusu
Peygamber Efendimizin sevdiği yemekler
Peygamber Efendimizin sevdiği içecekler
Peygamberimiz (sav)'in su için söyledikleri
Peygamber Efendimizin güzel huylarından bazıları
Sitenin önceki bölümlerinde Peygamber Efendimizin
Kuran ayetlerinde bildirilen ve tüm insanlar için
örnek olan güzel ahlak özelliklerinden bahsedildi.
Onun adaletli, şefkatli, merhametli, barışçı,
uzlaşmacı, itidalli, sabırlı, tevekküllü, cesur,
tevazulu ve kararlı karakteri çeşitli örneklerle
incelendi.
Kuran ayetlerinin yanı sıra sahabelerden aktarılan
açıklamalarda da Peygamberimiz (sav)'le ilgili pek
çok bilgi verilmektedir. Peygamberimiz (sav)'in
ailesiyle ve çevresindeki müminlerle olan ilişkisi,
günlük hayatından detaylar, dış görünümü, görenleri
hayran bırakan heybeti (hürmetle beraber şiddetli
heyecan hissini veren hali, azameti), sevdiği
yiyecekler, giyimi ve gülüşü gibi pek çok detay
İslam alimleri tarafından "şemail" kelimesiyle ifade
edilir. Şemail kelimesi "şimal"den türemiştir. Bu
kelime "karakter, huy, hal, hareket, davranış ve
tavır" gibi anlamlar taşır. Şemail kelimesi ilk
başlarda daha geniş anlamlar içerse de, zaman içinde
özelleşmiş ve Peygamber Efendimizin nasıl bir yaşam
sürdüğü ile ilgili detayları ve kişisel
özelliklerini ifade eden bir terime dönüşmüştür.
Rabbimizin alemlere üstün kıldığı bu seçkin kulunun
karakterine ve görünüşüne dair aktarılan her bir
detay, aynı zamanda onun üstün ahlakının da bir
yansımasıdır. Peygamber Efendimizin şemailinin
anlatıldığı bu bölümün hazırlanmasındaki amaç ise,
onun çeşitli kaynaklarda aktarılan güzel
özelliklerini inceleyip, yaşamından günümüze öğütler
çıkarmaktır.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN YARATILIŞ GÜZELLİKLERİ
Peygamber Efendimizin Ashabı, bu kutlu insanın dış
görünümünün güzelliği, görenleri hayran bırakan
heybetinden nuruna ve duruşundan gülüşüne kadar
Allah'ın onda tecelli ettirdiği çeşitli güzellikler
hakkında pek çok detay aktarmışlardır. Sayıca
oldukça kalabalık olan sahabeler, bu güzellikler
hakkında birçok farklı detay vermiş, Peygamber
Efendimizle aynı dönemde yaşamamış olan Müslümanlara
Allah'ın Resulünü birçok yönüyle tanıtmışlardır.
Bazı sahabeler onu genel özellikleriyle tarif
ederken, diğerleri uzun ve detaylı anlatımlarda
bulunmuşlardır. Bu anlatımlardan bazıları şu
şekildedir:
PEYGAMBER EFENDİMİZİN DIŞ GÖRÜNÜMÜ VE GÜZELLİĞİ
Sahabeleri Peygamberimiz (sav)'in güzelliğini şöyle
anlatıyorlardı:
"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok
yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on
dördündeki dolunay gibi parlardı... Burnu gayet
güzel idi... Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı
idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı... Boynu
sanki bir gümüş hüzmesi idi... İki omuzu arası
geniş, omuz kemik başları kalın idi..."66
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Resulullah Efendimizin boyu; ne çok uzun, ne de
fazla kısa idi. Teni de ne duru beyaz, ne de koyu
esmerdi. Saçları ise ne düz, ne de kıvırcık idi.
Kırk yaşına geldiğinde, Allah Teala O'nu peygamber
olarak gönderdi. Peygamber olduktan sonra, Mekke'de
10 sene, Medine'de de 10 yıl kaldı ve 60 yaşlarında
vefat etti. Bu fani hayata veda ettiklerinde,
saçında ve sakalında 20 tel ak saç yoktu."67
"Resulullah (sav) beyaz, güzel ve mutedil (yavaş ve
mülayim, itidalli) idiler."68
Hz. Ali (ra)'nin, Peygamber Efendimizin beden ve
ahlak güzelliğini, davranış mükemmelliğini,
insanların ona duyduğu sevgi ve hürmeti anlattığı
hilye-i şerif.
Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi,
rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren
müminlerdir.
(Maide Suresi, 55)
O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da,
müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan
O'dur.
(Haşr Suresi, 22)
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz orta boylu idi; uzun da
değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı.
Saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü. Mübarek (İlahi
hayrın bulunduğu şey, bereketlenmiş, çoğalmış,
hayırlı, uğurlu) yüzlerinin rengi ise nurani
beyazdı."69
Bera b. Azib (ra) anlatıyor:
". Resullullah Efendimizden daha güzel birini
görmedim. Omuzlarını döğen saçları vardı. İki omuz
arası genişçe idi. Boyu ise ne kısa idi, ne de
uzundu."70
Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra)
rivayet ediyor:
"Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimizi anlatırken Onu
şöyle tavsif (vasıflandırırdı) ederdi:
"Peygamber Efendimiz, ne aşırı derecede uzun, ne de
kısa idi; O bulunduğu topluluğun orta boylusu idi.
Saçları, ne kıvırcık ne de dümdüzdü; hafifçe dalgalı
idi. Mübarek yüzlerinin rengi kırmızıya çalar
şekilde beyaz; gözleri siyah; kirpikleri sık ve
uzun; omuz başları iri yapılı idi. O, insanların en
cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak
tabiatlısı ve en arkadaş canlısı idi. Kendilerini
ansızın görenler, O'nun heybeti karşısında çok
şiddetli heyecanlanırlar; üstün vasıflarını bilerek
sohbetinde bulunanlar ise, O'nu herşeyden çok
severlerdi. O'nun üstünlüklerini ve güzelliklerini
tanıtmaya çalışan kimse; Ben, gerek ondan önce,
gerek ondan sonra, onun gibi birisini görmedim,
demek suretiyle, O'nu tanıtma hususundaki aczini ve
yetersizliğini itiraf ederdi. Allah'ın salat (dua,
Peygamberimize (sav) yapılan dua, istiğfar, rahmet,
namaz) ve selamı O'nun üzerine olsun."71
Hz. Hasan (ra) naklediyor:
"Resulullah Efendimiz, yaradılıştan heybetli ve
muhteşemdi. Mübarek yüzü, dolunay halindeki ayın
parlaklığı gibi nur saçardı. Orta boyludan uzun,
ince uzundan kısa idi. Saçları kıvırcık ile düz
arası idi; şayet kendiliğinden ikiye ayrılmışlarsa
onları başının iki yanına salar, değilse
ayırmazlardı. Uzattıkları takdirde saçları kulak
yumuşaklarını geçerdi. Peygamber Efendimizin rengi,
ezher'ul-levn (pek beyaz ve parlak renk) idi, yani
nurani beyazdı. Alnı açıktı. Kaşları; hilal gibi,
gür ve birbirine yakındı.
Boynu, saf mermerden meydana gelen heykellerin boynu
gibi gümüş berraklığında idi. Vücudunun bütün
azaları birbiri ile uyumlu olup yakışıklı bir yapıya
sahipti..."72
Kim Resul'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat
etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların
üzerine koruyucu göndermedik.
(Nisa Suresi, 80)
Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor:
"Hazreti Peygamber, gümüşten yaratılmış gibi nurlu
beyazdı; saçları da hafif dalgalı idi."73
"Efendimiz (sav) beyaza pembe karışık renkte idi.
Gözleri siyah, kirpikleri sık ve uzun idi."74
"Allah Resulünün alnı geniş olup hilal kaşlıydı,
kaşları gürdü. Iki kaşı arası açık olup, halis bir
gümüş gibiydi. Gözleri pek güzel, bebekleri
simsiyahtı. Kirpikleri birbirine geçecek şekilde
gürdü. Güldüğünde dişleri çakan şimşek gibi
parıldardı. Iki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi.
Sakalı gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı.
Boynunun güneş ve rüzgar gören kısmı altın alaşımlı
gümüş ibrik gibi gümüşün beyazlığı ve altının da
kırmızılığını yansıtır şekilde parıldardı. Göğsü
genişti, göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da ayı
andırırdı. Omuzları genişti. Kol ve pazuları irice
idi. Avuçları ipekten daha yumuşaktı."75
Onların mallarından sadaka al, bununla onları
temizlemiş, arındırmış olursun. Onlara dua et.
Doğrusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve
huzurdur.' Allah işitendir, bilendir.
(Tevbe Suresi, 144)
Peygamber Efendimizin hicret yolculuğu sırasında
çadırını ziyaret ettiği Ümmü Mabed isimli
cömertliği, iffeti ve cesareti ile tanınan biri,
Peygamber Efendimizi tanımamıştır. Ancak
Peygamberimiz (sav)'i anlatılanlardan tanıyan
kocasına, onu şöyle tarif etmiştir:
"Aydın yüzlü ve güzel yaradılışlı idi; zayıf ve ince
de değildi. Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden
iyice ayrılmıştı. Saçı ile kirpik ve bıyıkları
gümrahtı (bol, gür). Sesi kalındı. Sustuğu zaman
vakarlı (ağırbaşlılık, halim ve heybetli oluş),
konuştuğu zaman da heybetli idi. Uzaktan
bakıldığında insanların en güzeli ve en sevimlisi
görünümündeydi; yakından bakıldığında da tatlı ve
hoş bir görünüşü vardı. Çok tatlı konuşuyordu. Orta
boylu idi; bakan kimse ne kısa ne de uzun olduğunu
hissederdi. Üç kişinin arasında en güzel görüneni ve
nur yüzlü olanıydı. Arkadaşları, ortalarına almış
durumda hep onu dinlerler; buyurduğu zaman da hemen
buyruğunu yerine getirirlerdi. Konuşması tok ve
kararlı idi."76
Kendisini görenlerin anlattıklarında da görüldüğü
gibi, Peygamber Efendimiz olağanüstü yakışıklı,
görenlerin nefesini kesecek kadar güzel yüzlü ve
güzel endamlı idi. Ayrıca atletik ve son derece
etkili bir yapısı vardı ve çok kuvvetli idi.
Peygamberimizin Şemaili
Osmanlı döneminin önemli alimlerinden olan Ahmet
Cevdet Paşa Peygamber Efendimizin anlatılan
özelliklerini bir özet haline getiren bir çalışma
yapmıştır. Bu çalışması Kısas-ı Enbiya adlı eserinin
IV. cüzünde, "Bazı Evsaf-ı Seniyye-i Muhammediyye"
başlığı altında gerçekleşmiştir:
". Mübarek cismi güzel, hep azası mütenasip (uygun,
aralarında muntazam bir nisbet bulunan), endamı
gayet matbu, alnı ve göğsü ve iki omuzlarının arası
ve avuçları geniş, boynu uzun ve mevzun (yakışıklı,
her bir vasfı ölçülü) ve gümüş gibi saf, omuzları ve
pazuları ve baldırları iri ve kalın, bilekleri uzun,
parmakları uzunca, elleri ve parmakları kalınca idi.
Mubarek cildi ise ipekten yumuşak idi.
Kemal-i itidal üzere büyük başlı, hilal kaşlı, çekme
burunlu, oval yüzlü idi.
Kirpikleri uzun, gözleri kara ve güzel, büyücek ve
iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine
yakın idi,
O Nebiyy-i Mücteba (seçilmiş, kıymetli peygamber),
ezherüllevn (rengi nurlu, parlak) idi; yani ne ak,
ne de kara esmer, belki ikisi ortası ve gül gibi
kırmızıya mail (benzer) beyaz ve, nurani ve berrak
olup, mübarek yüzünde nur lemean (parlardı) ederdi.
Dişleri, inci gibi abdar (parlak, sağlam vücutlu) ve
tabdar (ışıklı, parlak, büklümlü, kıvrımlı) olup,
söylerken ön dişlerinden nur saçılır; gülerken, fem-i
saadeti (saadetli ağzı), bir latif (mülayim,
yumuşak, nazik, güzel) şimşek gibi ziyalar (ışıklar)
saçarak açılır idi.
Alem-i bekaya (geride kalanların dünyasını) rihlet
(göçmek, ölmek) buyurduklarında saçı, sakalı henüz
ağarmaya başlamış başında biraz ve sakalında yirmi
kadar beyaz var idi.
Havassı (duyular) fevkalade kavi (sağlam, kuvvetli)
idi. Pek uzaktan işitir ve kimsenin göremeyeceği
mesafeden görür idi. Elhasıl (sözün özü), en
mükemmel ve müstesna surette yaratılmış bir vücud-ı
mes'ud (mutlu vücudu) ve mübarek idi. Onu ansızın
gören kimseyi sevgi alırdı ve Onunla ülfet ve
musahabet (sohbetler, konuşup görüşmeler) eyleyen
kimse, Ona can ü gönülden aşık ve mühib olurdu. Ehl-i
fazl'a (kerem, ilim sahibi), derecelerine göre
ihtiram (hürmet, saygı) eylerdi. Akrabasına dahi pek
ziyade (çok bol, fazladan) ikram eylerdi. Lakin
(ancak) onları, kendilerinden efdal (daha faziletli,
daha layık, daha iyi) olanların üzerine takdim
etmezdi.
Hizmetkarlarını pek hoş tutardı. Kendisi ne yer ve
ne giyerse, onlara dahi onu yedirir ve onu giydirir
idi.
Sahi (cömert, eliaçık, herkese iyilik etmek isteyen)
ve kerim (herşeyin iyisi, faydalısı), şefik
(şefkatli, esirgeyen, merhametli) ve rahim (rahmet
edici, bağışlayan), şeci (kahraman, yiğit) ve halim
(yumuşak huylu, hoş muamele yapan) idi. Ahd ü
va'dinde (söz vermede) sabit, kavlinde (sözünde)
sadık idi. Elhasıl (neticesi)- hüsn-i ahlakça (ahlak
güzelliği) ve akl-ü zekavetçe (keskin anlayışı olan
akıl) cümle(bütün, tam) nasa (insanlara) faik
(üstün, üstünde) ve her türlü medh ü senaya (övgüye)
layık idi.
Yemede, giymede kadar-ı zaruret (yoksulluk
derecesinde) ile iktifa (yetinir) ve ziyadesinden
(fazlasından) iba eylerdi (çekinirdi)."77
Hz. Ali (ra)'nin, Peygamber Efendimizin üstün
ahlakını, insanları hayran bırakan, güzelliğini,
davranışlarındaki kusursuzluğu anlattığı hikmetli
sözlere yer veren bir başka hilye-i şerif.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN NÜBÜVVET (PEYGAMBERLİK) MÜHRÜ
Allah, Hz. Muhammed (sav)'i alemler üzerine seçmiş
ve onun "peygamberlerin sonuncusu" (Ahzab Suresi,
40) olduğunu bildirmiştir. Ondan sonra hiçbir
peygamber gönderilmeyecektir ve Kuran insanlara
hidayet rehberi olarak gönderilen en son kitaptır.
Allah, Peygamber Efendimizin bu eşsiz özelliğini
onun mübarek vücudunda bir izle tecelli ettirmiştir.
İslami kaynaklarda ve rivayetlerde Peygamber
Efendimizin kürek kemikleri arasında bulunan bu
işarete "nübüvvet mührü" ismi verilir. Peygamberimiz
(sav)'in mührüne benzer peygamberlik işaretlerinin
diğer peygamberlerde de olduğu, ancak Peygamberimiz
(sav)'inkinin daha farklı olduğu el-Müstedrek
tarafından Vehb b. Münebbih (ra)'den şöyle
nakletmiştir:
". Allah hiçbir peygamber göndermemiştir ki, onun
sağ elinde Peygamberlik beni (şamet'ün-nübüvve)
olmamış olsun. Ancak bizim Peygamberimiz Muhammed
Aleyhisselam bunun istisnasını teşkil etmektedir.
Zira Onun peygamberlik beni, (sağ elinde değil)
kürek kemikleri arasındadır. Peygamberimiz bu durum
sorulunca: "Kürek kemiklerim arasında bulunan bu
ben, benden önceki Peygamberlerin beni gibidir."78
demiştir.
Cabir b. Semüre (ra) anlatıyor:
"Ben Resulullah Efendimizin kürek kemikleri arasında
bulunan nübüvvet mührünü gördüm. O, güvercin
yumurtası büyüklüğünde kırmızımtırak bir yumru
idi."79
Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra)
naklediyor:
"Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimizin vasıflarını
anlatırken, Resulullah'ın Hilyesi (güzel sıfatlar,
süs, zinet, cevher, güzel yüz, suret, görünüş)
hakkındaki hadisi bütün uzunluğu ile zikreder ve:
"Kürek kemikleri arasında nübüvvet mührü vardı. Ve
O, peygamberlerin sonuncusudur" derdi.80
Ebu Nadre (ra) anlatıyor:
"Ashabdan Ebu Said el-Hudri'ye Resulullah
Efendimizin peygamberlik mührünün nasıl bir şey
olduğunu sordum. Mübarek sırtlarında gül tomurcuğu
gibi bir et parçası olduğunu söyledi."81
"İki küreği arasında peygamberlik mührü yer
alıyordu. Bu mühür sağ omzuna daha yakındı."82
Muhammed b. Müsenna, Muhammed b. Hazm, Şu'be Simak
(ra)'dan:
"Cabir İbn-i Semure'nin şöyle dediğini duydum:
Resulullah (sav)'in sırtında mühür gördüm: güvercin
yumurtası gibi idi."83
PEYGAMBER EFENDİMİZİN SAÇI
Peygamber Efendimizin saçının uzunluğu ile ilgili
farklı tarifler vardır. Tarifler arasında böyle bir
farklılık olması ise doğaldır, çünkü bu bilgileri
aktaranlar Peygamber Efendimizi farklı zamanlarda
gördükleri için, saçının uzunluğu da farklı olmuş
olabilir. Ancak bu tariflerden anlaşılan
Peygamberimiz (sav) saçını en kısa kulağı hizasında,
en fazla ise omuzlarına kadar uzatmıştır.
Şu halde Allah'a, O'nun Resûlü'ne ve indirdiğimiz
nur (Kur'an)a iman edin. Allah yaptıklarınızdan
haberdardır.
(Teğabün Suresi, 8)
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Hazreti Peygamberin saçları, kulaklarının orta
hizasına kadar uzamıştı."84
Hazreti Aişe (ra) validemiz anlatıyor:
"Resulullah'ın mübarek saçları, kulakları ile
omuzları arasındaydı. Allah'ın selat ve selamı
üzerine olsun."85
Bera b. Azib (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz orta boylu idi. Omuzları da
genişçeydi. Saçları ise, kulak yumuşaklarını
değerdi."86
Ebu Talib'in kızı ümmü Hani (ra) anlatıyor:
"Resulullah Efendimiz Mekke'ye geldiklerinde evimizi
teşrif etmişlerdi. Bu sırada mübarek başları dört
belikli (örgülü) idi." 87
Ve bilin ki, Allah'ın Resûlü içinizdedir. Eğer o,
size birçok işlerde uysaydı, elbette sıkıntıya
düşerdiniz. Ancak Allah size imanı sevdirdi onu
kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı. Ve size inkarı,
fıskı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte onlar, doğru
yolu bulmuş (irşad) olanlardır.
(Hucurat Suresi, 7)
PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SAÇ VE SAKAL BAKIMI
Peygamber Efendimiz temizliğe çok önem verdiği için,
saç ve sakal bakımına da önem vermişlerdir. Bazı
kaynaklarda onun yanında daima tarak, ayna, misvak,
kürdan, makas, sürmedan gibi eşyalar bulundurduğu
bildirilmektedir.88 Peygamberimiz (sav) ashabına da
aynı tavsiyelerde bulunmuş ve "Kim saç bırakmışsa,
onun bakımına dikkat etsin"89 şeklinde
buyurmuşlardır. Peygamberimiz (sav)'in saç ve sakalı
ile ilgili diğer aktarılanlar şu şekildedir:
Hz. Adda İbn Halid'den (ra):
"Mübarek sakalı gayet güzeldi."90
Hz. Aişe (ra) validemiz anlatıyor:
"Resul-i Ekrem (sas). saçlarını tarayıp
yağladığında."91
Simak b. Harb (ra) aktarıyor:
"Cabir b. Semüre'den işittim. Ona, Hazreti
Peygamberin saçlarının ağarma durumu sorulmuştu. O
da: Mübarek başlarını yağladıkları zaman saçlarının
akı gözle farkedilmez; fakat başlarına yağ
sürmedikleri anlarda beyazları görünürdü"92 dedi.
Peygamberimiz (sav), dış görünümüne ve temizliğine
verdiği önemle, müminlere güzel bir örnek olmuştur.
Bir rivayette Peygamber Efendimizin bu konudaki
tavrı şöyle belirtilir:
"Bir gün Peygamber (sav) sahabelerinin yanına
çıkacağı zaman küpteki suya bakarak sarığını ve
sakalını düzeltti ve şöyle dedi: 'Allah
kardeşlerinin yanlarına çıkarken kulunun kardeşleri
için süslenmesini sever.'93
PEYGAMBER EFENDİMİZİN GİYİM TARZI
Peygamberimiz (sav)'in giyimi hakkında da sahabeler
pek çok detay aktarmışlardır. Bunun yanı sıra
Peygamber Efendimizin müminlere nasıl giyinmeleri
gerektiğiyle ilgili olarak tavsiyeleri de onun bu
konuya verdiği önemi ortaya koymaktadır. Örneğin
Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde şöyle
buyurmuştur:
"Allah güzeldir, güzelliği sever, güzel giyinmek
kibir değildir, kibir (mazhar olduğun nimeti
kendinden bilip) hakkı reddetmek, halkı hakir
görmektir."94
"Allah güzeldir, güzeli sever ve kuluna verdiği
nimetin eserini üzerinde görmekten hoşlanır."95
Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hasan, onun giyim
konusu hakkındaki görüşünü şöyle ifade etmiştir:
"Peygamber Efendimiz bize elde ettiğinizin en
iyisini giymemizi ve bulabildiğimiz en hoş kokuları
sürmemizi emrederdi."96
Bu konudaki Peygamberimiz (sav)'in bir başka hadisi
de şu şekildedir:
"Ey müminler! Gönlünüzce yiyiniz, içiniz, giyininiz
ve Allah yolunda sarf ediniz. Ancak, israfa veya
kibir ve gurura kaçmayınız."97
Peygamber Efendimiz ashabından biri dış görünümüne
önem vermediğinde veya bakımsız olduğunda onu da
hemen uyarırdı. Bu konuya ait bir rivayeti Ebu'l
Havas (ra), babasından şöyle nakletmektedir:
Üzerinde adi bir elbise olduğu halde Resulullah
aleyhissalatu vesselam'ın yanına gelmiştim. Bana:
"Senin malın yok mu?" diye sordu.
"Evet var" cevabıma:
"Hangi çeşit maldan?" sorusunu yöneltti.
"Her çeşit maldan Allah bana vermiştir" demem
üzerine:
"Öyle ise Allah Teala Hazretleri sana bir mal
verdiği vakit Allah'ın verdiği bu nimetin eseri ve
fazileti senin üzerinde görülmelidir" buyurdular.98
Buna benzer bir başka olayı ise Hz. Cabir (ra) şöyle
aktarmıştır:
Resulullah aleyhissalatu vesselam, binek
hayvanlarımızı güden bir adamımızı gördü. Üzerinde
eskimiş iki parçalı giysi vardı.
"Onun bu eskilerden başka giyeceği yok mu?" diye
buyurdular. "Evet var" dedim. "Çamaşır torbasında
iki giysisi daha var. Ben onları giydirmiştim."
"Öyleyse çağır onu da, bunları giysin" diye
emrettiler. (çağırdım, emr-i Nebeviyi söyledim.), o
da onları giyindi. Geri gitmek üzere dönünce,
Resulullah aleyhissalatu vesselam:
"Nesi var da bu yenileri giymiyor? Bu daha hoş değil
mi?" diye buyurdular.99
Peygamberimiz (sav)'in giyim tarzı ile ilgili
sahabelerin aktardığı bilgilerden bazıları ise
şunlardır:
İbnu Abbas (ra) anlatıyor:
"Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam üzerinde
mümkün olan en güzel elbiseyi gördüm."100
Ümmü Seleme (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimizin en çok sevdikleri elbise
çeşidi, gömlek (kamis) idi."101
Ashabdan Kurre (ra) anlatıyor:
"Ben, biat eylemek üzere, Müzeyne kabilesinden bir
grup insanla birlikte Resulullah Efendimizin
huzurlarına çıktım. Peygamber Efendimizin
gömleklerinin yakası düğmesiz olduğundan."102
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz, giydikleri elbiseler
içerisinde, Hibere-i Yemani'yi çok severlerdi"103
(Hibere, Yemen'de dokunan pamuktan yapılan, kırmızı
çubuklu yeşil bir kumaştır. Eskilerin "alaca"
dedikleri desenli kumaşlar için kullanılan bir
tabirdir. Bu da kumaşın düz değil desenli olduğunu
ve birkaç renkten oluştuğunu gösterir.)
El-Bera b. Azib (ra) anlatıyor:
"Kırmızı desenli elbisenin, Peygamber Efendimiz
kadar bir başkasına yakıştığını görmedim. Bu
kıyafetle Resulullah (sav)'ı gördüğümde, mübarek
saçları, omuzlarına değecek kadar sarkmıştı."104
Semüre b. Cündüb (ra) rivayet ediyor:
"Hazreti Peygamber: "Beyaz elbise giyiniz. Zira o,
son derece temiz ve hoştur" buyurmuşlardır"105
Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
"Resulullah Efendimiz, bir sabah vakti, üstlerinde
siyah yünden dokunmuş bir izar (peştemal, futa,
göğüsten aşağı örtülen elbiseler) olduğu halde,
evlerinden dışarı çıkmışlardı."106
PEYGAMBER EFENDİMİZİN DIŞ KIYAFETLERİ
Eşa's b. Süleyn (ra) anlatıyor:
"Bana halam anlattı. Ona da amcası anlatmış. Halamın
amcası demişti ki: Bir gün Medine sokaklarında
izarımı sürüyerek yürüyordum. Bu sırada arkamdan bir
ses işittim: "İzarını yukarı kaldır. Zira izarın
yerde sürünmemesi, onun daha temiz kalmasını ve uzun
müddet dayanmasını sağlar" diyordu. Arkama dönüp
baktığımda bu sözleri söyleyenin Resulullah
Efendimiz olduğunu gördüm."107
Seleme b. El-Ekva'dan (ra):
"Hz. Osman, uzunluğu bacaklarının yarısına kadar
ulaşan bir izar giyer ve "Arkadaşımın (sahibi), yani
Resulullah (sav)'ın izarları da aynen böyleydi"
derdi.108
PEYGAMBER EFENDİMİZİN YÜZÜĞÜ VE MÜHRÜ
Peygamberimizin mührü, Topkapı Sarayı'nda
bulunmaktadır.
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimizin Mühr-i Şerifleri (şerefli,
mübarek mühür) gümüşten yapılmıştı. Kaşı ise Habeş
taşındandı.
Resulullah Efendimiz yabancı devlet reislerine
mektup yazmak isteyince, bir mühür yüzük yapılmasını
buyurdu.
"Peygamber Efendimizin parmağındaki yüzüğün
parıltısı hala gözümün önünde duruyor".
"Peygamber Efendimizin Mühr-i Şeriflerinin kaşına,
üç satır halinde, "Muhammed Resulullah" ibaresi
kazınmıştı. Birinci satırda "Muhammed", ikinci
satırda "Resul", üçüncü satırda da "Allah"
kelimeleri yer alıyordu."109
PEYGAMBER EFENDİMİZİN YÜRÜYÜŞ ŞEKLİ
Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor:
"Ben Resulullah Efendimizden daha güzel birisini
görmedim; sanki güneş, onun mübarek yüzünde
devrediyor gibiydi. Peygamber Efendimizden daha
hızlı yürüyen birisini de görmedim; yürürken adeta
yeryüzü ayakları altında dürülürdü. Bizler,
arkalarından giderken, geri kalmamak için büyük çaba
harcardık."110
Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra),
"Dedem Hz. Ali, Resulullah Efendimizi tanıtırken
şöyle derdi: "Resulullah Efendimiz, yürürken, adeta
yokuş aşağı inercesine, ayaklarını sertçe
kaldırırlardı"111 diyerek, Peygamberimiz (sav)'in
rahat bir yürüyüşü olduğunu belirtmiştir.
Hz. Yezid İbni Mirsad (ra) ise şöyle demiştir:
"Yürüdüğü zaman vakarlı fakat hızlı giderdi.
Yanındakiler ona yetişemezdi."112
Hz. Ebu Atabe (ra)'den:
"Yürürken kuvvetli adımlarla yürürdü."113
"Yürürken, ayaklarını yerden biraz kaldırıp önlerine
hafif eğilerek yürürlerdi. Ayaklarını ses çıkarıp
toz kaldıracak şekilde yere sert vurmazlar;
adımlarını uzun ve seri atmakla birlikte sukunet ve
vekar üzere yürürlerdi. Yürürken, sanki meyilli ve
engebeli bir yerden iniyor görünümünü arzederdi. Bir
tarafa dönüp baktıklarında, bütün vücudları ile
birlikte dönerlerdi. Rastgele sağa sola bakmazlardı.
Yere bakışları, göğe bakışlarından daha çoktu.
Çoğunlukla göz ucu ile bakarlardı. Ashabı ile
birlikte yürürken, onları öne geçirir kendileri
arkada yürürlerdi. Yolda karşılaştığı kimselere,
onlardan önce hemen selam verirdi."114
"Hep harekatı mutedil idi. Bir yere azimetinde (Yola
çıkmak, gitmek) acele ve sağ ve sola meyletmeyip,
kemal-i vekar (ağırbaşlılığın olgunluğu) ile doğru
yoluna gider ve fakat sür'at (hızlı) ve sühulet
(kolaylıkla) ile yürür idi. Şöyle ki; adeta yürür
gibi görünür, lakin yanında gidenler, sür'at ile
yürüdükleri halde geri kalırlar idi."115
1871 yapımı, Lilium Auratum adlı eser.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN OTURUŞ TARZI
Kayle binti Mahreme (ra) anlatıyor:
"Resulullah (sav)'i sonsuz bir mahviyet (alçak
gönüllülük, tevazu) ve tevazu içinde otururken
görünce, heybetinden vücudum titremeye başladı."116
Cabir b. Semüre (ra):
"Ben Peygamber Efendimizi, sol tarafına konmuş bir
yastığa dayanmış vaziyette gördüm."117
İslam'a çağrıldığı halde, Allah'a karşı yalan
uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim bir
kavmi hidayete erdirmez.
(Saff Suresi, 7)
PEYGAMBER EFENDİMİZİN KONUŞMA ŞEKLİ
Peygamber Efendimiz etkileyici üslubu, hikmetli ve
keskin hitabıyla tanınan bir insandı. Onun tebliği
insanlar üzerinde çok büyük bir etki oluşturur,
sohbetinden herkes çok büyük bir zevk alırdı.
Sahabelerden bizlere aktarılan çeşitli rivayetler de
onun bu özelliğini ortaya koyar. Bu konuda bazı
aktarımlar şu şekildedir:
Allah Resulü insanların en beliğ (belagatli kimse,
meramını tamamen, noksansız ve güzel sözlerle
anlatmaya muktedir olan. Kafi derecede olan. Yeter
olan), en düzgün konuşanı ve en tatlı sözlü olanıydı
(ağzından ballar akıyordu)! O, şöyle diyordu: "Ben
Arabın en fasihiyim (Hatasız olarak söyleyen. Açık
ve güzel konuşan)."118
David Roberts'in, Nübya ve Mısır adlı eseri (solda)
ve
Sultan Hasan Medresesi adlı eseri (altta).
Hz. Aişe (ra), Resulullah (sav)'in sözlerini şöyle
tarif eder:
"O, sizlerin konuştuğunuz gibi lafları çabuk çabuk
ve peş peşe sıralamazdı, sözleri az ve özdü. Halbuki
sizler cümleleri birbirine ekleyip duruyorsunuz."119
"Allah Resülü çok veciz (kısa, öz, az sözle çok mana
ifadesi) konuşurdu. Böyle konuşmasını kendisine
Allah katından Cebrail getirmişti. Kısa cümleler
içinde bütün maksadını yansıtırdı. Veciz sözlü
cümleler söylerdi, sözlerinde ne fazlalık ne de
eksiklik bulunurdu. Kelimeleri bir ahenk içinde
birbirini izler, sözcükleri arasında duraklar ve
böylece dinleyenleri sözlerini belleyip
ezberlerlerdi. Sesi gürdü ve tatlıydı. Gerektiğinde
konuşurdu, kötü laflar etmezdi. Hiddetli ve
hiddetsiz anlarında (nefsi için değil, Allah'ın
rızası için) hep hakkı söylerdi."120
"Güzel olmayan laflar edenlerden yüz çevirirdi.
Hoşlanmadığı, çirkin saydığı bir sözü konuşmak
zorunda kaldığında onu kinaye yoluyla ifade
buyururdu.121
Kendisi sustuğunda huzurdakiler konuşurdu. Katında
tartışma yapılmazdı.122
Sahabelerinin yüzlerine karşı son derece güler ve
gülümserdi, onların konuştuklarını beğenir, dikkatle
dinler, kendisini onlardan biri sayardı.123
Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için
neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç
şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
(Haşr Suresi, 18)
Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
"Mübarek kelamları seçkindi. Her işiten onu
anlardı."124
Hz. Ebu Umame (ra)'den:
"İnsanların en güleç yüzlüsü ve hoşcanlısı
idiler."125
Hz. Enes (ra) şunu bildirmiştir:
"Efendimiz (sav) halkın en latifecisi(hoş söz, şaka,
mizah, söz ile iltifat) idi."126
PEYGAMBER EFENDİMİZİN GÜZEL KOKUSU
Peygamber Efendimiz temizliğe çok önem verirdi.
Kendisi sürekli mis gibi, tertemiz, hoş ve güzel
kokar, Müslümanlara da temizliği tavsiye ederdi.
Sahabelerden rivayet edilen bilgilerde
Peygamberimizin bu güzel özelliği hakkında detaylar
aktarılmaktadır. Bunlardan bazıları şu şekildedir:
Enes b. Malik (ra) şöyle ifade etmektedir:
"Resulullah Efendimiz Medine sokaklarının birinden
geçtiğinde O'nun misk gibi kokusu hemen
sezildiğinden, halk o yoldan Hazreti Peygamberin
geçtiğini söylerlerdi. Bizler, Peygamber Efendimizin
gelişini, kokusunun güzelliğinden anlardık."127
İbn-i Ebi Adi, Humeyd, Enes (ra)'den:
Resulullah (sav)ın elinden daha yumuşak ne bir yün
kumaşı, ne de bir ipeğe (hayatımda) dokunmadım.
Resulullah (sav)'in kokusundan daha güzel (kokan)
bir kokuyu da koklamadım.128
Muaz b. Hişam (ra), babasından, Katade, Enes'den
şöyle rivayet etmiştir:
"Resulullah (sav) güzel kokusu ile tanınırdı.
Resulullah (sav) güzel idi. Kokusu da hoş idi.
Bununla beraber kokuyu severdi." 129
"Cismi nazif (temiz), kokusu latif (hoş) idi. Koku
sürünsün sürünmesin, teni en güzel kokulardan ala
kokardı. Bir kimse onunla musafaha (el sıkışmak,
tokalaşmak, muhabbetini, arkadaşlığını, sevgisini
izhar etmek) etse, bütün gün onun rayiha-i
tayyibesini (temiz kokusunu) duyardı ve mübarek
eliyle bir çocuğun başını meshetse, rahiya-i
tayyibesiyle (temiz kokusuyla) o çocuk, sair (diğer)
çocuklar arasında malum (bilinirdi) olur idi."130
Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir
müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve
kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ
olarak (gönderdik).
(Ahzab Suresi, 45-46)
Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten
önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri,
namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize
ibadet edenlerdi.
(Enbiya Suresi, 73)
PEYGAMBER EFENDİMİZİN SEVDİĞİ YEMEKLER
"Çok sıcak yemeği sevmezdi."131
"En çok hoşlandığı yiyecek etti."132
"Kabağı çok severdi."133
"Avlanan kuş etlerini yerdi."134
"Hurmalardan Acve hurmasını severdi."135
... Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan
cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu
ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce de
rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara,
(dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur...
(Bakara Suresi, 25)
Hz. Aişe (ra) Peygamberimiz (sav)'in sevdiği
yiyeceklerle ilgili şunları söylemiştir:
"Tatlı ve balı severlerdi."136
"Hazreti Peygamberin katık olarak yediği yemeklerin
bir kısmı şöyle sıralanabilir: Koyunun ön kolu ve
sırt eti, pirzola, kebap, tavuk, toy kuşu, et
çorbası, tirit, kabak, zeytinyağı, çökelek, kavun,
helva, bal, hurma, pazı, anber balığı."137
Hz. Aişe (ra) ek olarak şunları bildirmiştir:
"Kavun, karpuzu yaş hurma ile yerlerdi."138
Hz. Cabir (ra)'den:
"Taze hurma ve kavun çok yerlerdi ve 'bunlar güzel
meyvedir' derlerdi."139
"Hiçbir zaman bir yemeği yermemiştir. Hoşuna giderse
yer gitmezse yemezdi. Hoşlanmadığında da bir
başkasına kötülemezdi." 140
Pieter Gysels Antwerp, (1621-1690)
Bahçe isimli tablo.
Peygamber Efendimizin sevdiği bazı yiyecekler için
söylediği sözlerden bir kısmı ise şöyledir:
"Etin en güzel yeri sırt etidir."141
"Sirke ne güzel katıktır."142
"Mantar kudret helvasıdır."143
"Sinameki ve sennut (tereyağ tulumuna konulan bal)
yemeye devam ediniz. Çünkü bu iki şeyde samdan
(ölümden) başka her hastalıktan şüphesiz şifa
vardır."144
"Zeytinyağını yiyiniz ve kullanınız. Çünkü bu yağ
mübarektir."145
İbrahim Safi. Natürmort tablo
PEYGAMBER EFENDİMİZİN SEVDİĞİ İÇEÇEKLER
Hz. Aişe (ra) bildiriyor:
"Şerbetlerin içinde tatlı ve soğuk olanını
severlerdi.146
Peygamber Efendimiz bal şerbeti, hurma ve kuru üzüm
şırası gibi içecekleri severlerdi.147
Peygamber Efendimizin en çok sevdiği içecek, soğuk
tatlı şerbetlerdi."148
Şerbetlerin içinde en çok bal şerbetini severdi.149
İçilecek şeylerde en çok sütü severlerdi.150
Peygamberimiz (sav) süt için şöyle buyurmuşlardır:
"Allah bir kimseye yemek yedirdiği zaman o kimse,
'Allah'ım Bize bu yemeği bereketli kıl ve bize
bundan hayırlı rızık ver' diye dua etsin. Allah bir
kimseye bir miktar süt içirdiği zaman da o kimse,
'Allah'ım bize bu sütü bereketli kıl ve bize daha
çok süt ver' diye dua etsin. Çünkü yiyeceğin ve
içeceğin yerini tutan sütten başka bir şeyi
bilmiyorum."151
PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SU İÇİN SÖYLEDİKLERİ
Peygamberimiz (sav) özellikle yolculuklar sırasında
ashabına su dağıttırırdı. Örneğin bir yolculuğu
sırasında, bir yerde durmuş ve yanındakilerden su
istemiştir. Elini ve yüzünü yıkadıktan sonra, sudan
içmiş ve yanındaki sahabelerine de "Siz de yüzünüze,
boynunuza bir miktarını dökün"152 demiştir.
Resulullah (sav) su içtikten sonra şöyle dua
etmiştir:
"Rahmetiyle suyu tatlı olarak yaratan, acı ve tuzlu
yaratmayan Allah'a hamd olsun."153
Resulullah (sav) bir başka sözünde ise su için şöyle
buyurmuştur:
"Allah suyu temizleyici olarak yarattı. Tadını veya
rengini veya kokusunu değiştiren maddeler dışında
hiçbir nesne onu pislemez."154
PEYGAMBER EFENDİMİZİN GÜZEL HUYLARINDAN BAZILARI
Hüccet-ul İslam olarak bilinen İmam Gazali; Tirmizi,
Taberani, Buhari, Müslim, İmam Ahmed, Ebu Davud,
İbni Mace gibi büyük İslam alimlerinden derleyerek,
Peygamber Efendimizin güzel huylarından bazılarını
şöyle özetlemiştir:
Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından
ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir.
Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, inkar
edenlerin sonu ise ateştir.
(Rad Suresi, 35)
"Resulullah insanların en yumuşak huylusu, en
yiğidi, en adili ve en namuslusu idi. O, insanların
en cömerti idi. Allah'ın kendisine verdiklerinden
hurma, arpa ne olursa olsun yalnız senelik
yiyeceğini ayırırdı, geri kalanını Allah yolunda
harcardı. Kendisinde bulunan bir şey istendiğinde
verirdi.
O haya olarak da insanların en mükemmeliydi. Rabbi
için kızar, şahsı için öfkelenmezdi.
Kendisi veya sahabeleri zarar görse bile hakkı
uygulardı.
Allah Rasulü insanların en alçak gönüllüsü, lafı
uzatmadan en beliğ konuşanı, en güler yüzlüsüydü.
Dünya işlerinden hiçbir şey kendisini endişeye
düşürmezdi.
Medine'nin öbür ucundaki hastaları ziyarete gider,
güzel kokudan hoşlanır, pis kokulardan tiksinirdi.
Fakirlerle oturur, yoksullarla yerdi. Kimseye kaba
davranmazdı, kendisine özür beyan edenin özrünü
kabul ederdi. Latife yapar idi ama hakkı söylerdi.
Mübah oyunları gördüğünde men etmezdi, hanımlarıyla
yarış yapardı. Zavallıları yoksulluklarından dolayı
horlamaz, zengine de varlığından dolayı saygı
göstermezdi, onu da bunu da Allah'a eşit olarak
çağırırdı. Allah Teala üstün huyu ve mükemmel
siyaseti onda birleştirmişti...
Allah Teala ahlakın bütün güzelliklerini, iyi
yolları, öncekilerin ve sonrakilerin başlarından
geçmiş ve geçecek hadiselerin haberlerini, ahirette
kurtuluşa ve saadete erdirecek hususları, dünyada
gıpta edilip peşinden gidilecek ve gidilmeyecek
herşeyi ona öğretmişti.
Allah Teala, onun buyruklarına itaat ve
hareketlerinde kendisinin izinden gitmeye bizleri
muvaffak kılsın."155
Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi
okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti
öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi
gönderdik.
(Bakara Suresi, 151)
--------------------------------------------------------------------------------
66-Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min
Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, İmam Muhammed Bin
Muhammed bin Süleyman er-Rudani, 5. cilt, İz
Yayıncılık, s. 31
67- Sünen-i Tirmizi Tercümesi, Çeviren: Osman Zeki
Mollamehmetoğlu, Yunus Emre Yayınevi, İstanbul,
4.cilt, s.201
68- Hz. Ebu Tufeyl (ra),G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El
Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997,
519/1
69- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 2. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.
7-8
70- Sünen-i Tirmizi Tercümesi, Çeviren: Osman Zeki
Mollamehmetoğlu, Yunus Emre Yayınevi, İstanbul,
IV.cilt, s. 210
71- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s.
18-19
72- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s.
18-22-23
73- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s.
28-29
74- Hz. Ali (ra), G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis,
2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, s. 519/4
75- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s. 820
76- İbni Sa'd, Tabakat, I, 230-231; Taberani,
el-Mu'cem'ül-Kebir, IV, 49, nu:3605, VII, 105,
nu:6510; Hakim, el-Müstedrek, III, 9-10; Beyhaki,
Delail'ün-Nübüvve, I, 276-284; İbn'Asakir, Tarihu
Medineti Dumeşk, III, 314-336, Prof. Dr. Ali Yardım,
Peygamberimizin Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı,
İstanbul, 1998, s.48
77- Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya, IV. Cüz,
Kanaat Matbaası, İstanbul 1331, s. 364-365
78- Tirmizı'nin Şemail isimli kitabının
tercümesinden, Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin
Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s.
73
79- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 36
80- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 38
81- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976,, s.
42
82- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s. 820
83- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 36
84- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 49
85- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 50
86- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 50
87- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 51
88- Ali el-Kari, Cem'ul-Vesail fi Şerh'iş- Şemail,
İstanbul, s. 96-97
89- Ebu Davud, Sünen, IV, 74, nu:4062
90- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 519/16
91- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.
58
92- İbn Adiyye el-Kamil; Huccetü'l İslam İmam
Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr.
Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 679
93- İbn Adiyye el-Kamil; Huccetü'l İslam İmam
Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr.
Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 679
94- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 7. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara,
s. 208
95- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 7. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara,
s. 208
96- Buhari, et-Tarih'ul-Kebir, I, 382, nu:1222
97- Buhari, el-Cami'us-Sahih, VII, 33; İbn Mace,
Sünen, II, 1192, nu:3605
98- Nesai, Zinet 83, (8, 196), Prof. Dr. Ali Yardım,
Peygamberimizin Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı,
İstanbul, 1998, s. 119
99- Muvatta, Libas 1, (2, 910); Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan,
15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 64-65
100- Ebu Davud., Libas 8, (4037); Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan,
15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.69
101- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.
85
102- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.
88
103- Sünen-i Tirmizi Tercümesi, Çeviren: Osman Zeki
Mollamehmetoğlu, Yunus Emre Yayınevi, İstanbul,
3.cilt, s. 283
104- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.
94
105- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.98
106- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.99
107- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976,
s.154
108- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976,
s.155
109- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976,
s.114-117
110- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976,
s.157
111- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976,
s.158
112- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 541/1
113- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 541/2
114- Tirmizı'nin Şemail isimli kitabının
tercümesinden; Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin
Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s.
66-67
115- Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya, IV. Cüz,
Kanaat Matbaası, İstanbul 1331, s. 364-365; Prof.
Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, Damla
Yayınevi, 3. Baskı, İstanbul, 1998, s. 51
116- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.
160
117- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i
Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976,
s.163
118- Taberani, Hakim; Huccetü'l İslam İmam Gazali,
İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı
Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800,
119- El Fevaid, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800
120- Ebu Davud, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800
121- Buhari, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800
122- Tırmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800
123- Tırmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800
124- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 521/4
125- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 545/4
126- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 545/5
127- İbn Sa'd Tabakat, I, 398-399; Mecme'uz Zevaid,
VIII, 282; el-Metalib'ül-Aliye, IV , 25; Behcet'ül
Mehafil, II, 254; Prof. Dr. Ali Yardım,
Peygamberimizin Şemaili, Damla Yayınevi, 3. Baskı,
İstanbul, 1998, s.280
128- Buhari, 1/503; Müslim, 2/257; İbn-i Kesir,
Peygamberimizin Şemaili, Mucizeleri, Çelik Yayınevi,
s. 46
129- İbn-i Kesir, Prof. Dr. Ali Yardım,
Peygamberimizin Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı,
İstanbul, 1998, s. 51
130- Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya, IV. Cüz,
Kanaat Matbaası, İstanbul 1331, s.364-365
131- Beyhaki, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 802
132- Ebbuşeyh, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 803
133- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 552/7
134- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 803
135- Ebuşşeyh, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 803
136- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 552/11
137- Ebu Davud, III, 496-497, nu: 3840; Nesai, VII,
207-209; Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin
Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s.
219
138- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 552/5
139- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 549/1
140- Buhari ve Müslimde aynı anlamda rivayetler yer
alır. Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 804
141- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi
ve Şerhi, Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul
1983, s. 62
142- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi
ve Şerhi , Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul
1983, s. 70
143- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi
ve Şerhi, Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul
1983, s. 209
144- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi
ve Şerhi, Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul
1983, s. 213
145- Haydar Hatipoğlu,Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve
Şerhi, Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul 1983,
s. 73
146- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 521/15
147- Arızat'ül Ahzevi Şerhu Sünen'it Tirmizi, VIII,
89-90, Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin
Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s.
255,
148- Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili,
Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s.261
149- G. Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 521/17
150- G. Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 521/18
151- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi
ve Şerhi, Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul
1983, s. 75
152- Konyalı Mehmed Vehbi, Tam Metni Sahih-i Buhari,
4. cilt, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1993, s.64-65
153- İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s.16
154- İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 1. cilt, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s.295
155- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 795-796 |