|
PEYGAMBERİMİZ'İN TEBLİĞi
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Peygamberimiz (sav) insanlara Allah'ın sonsuz güç
sahibi olduğunu anlatmıştır
Peygamberimiz (sav) insanlara tek doğru yolun
Allah'ın yolu olduğunu bildirmiştir
Peygamberimiz (sav) insanları şirkten sakındırmıştır
Peygamberimiz (sav) gaybın bilgisinin sadece Allah'a
ait olduğunu açıklamıştır
Peygamberimiz (sav) insanlara, Allah'ın en gizli
konuşmaları dahi bildiğini hatırlatmıştır
Peygamberimiz (sav) insanlara Kuran'ın Allah
katından indirildiğini açıklamıştır
Peygamberimiz (sav) Kuran'ın Müslümanlar için bir
müjde ve hidayet rehberi olduğunu bildirmiştir
Peygamberimiz (sav), hesap günü kimsenin başkasının
günahını yüklenmeyeceğini bildirmiştir
Peygamberimiz (sav), kavmine kendilerinden
öncekilerin başlarına gelenleri anlatarak ibret
almalarını öğütlemiştir
İnsanlara ölümü hatırlatmıştır
Kıyametin saatinin bilgisinin sadece Allah'a ait
olduğunu açıklamıştır
Cehennem'de bazı kimselerin sonsuza kadar kalacağını
bildirmiştir
Allah'ı en güzel isimleri ile anmamızı söylemiştir
Peygamberler arasında ayrım yapmamayı hatırlatmıştır
Peygamberimiz (sav) insanları güzel ahlaka
çağırmıştır
Peygamberimiz (sav), insanları kibirlenmeye karşı
uyarmıştır
Peygamberimiz (sav)'in infak konusundaki
açıklamaları
Hz. Muhammed (sav) cinlerin de peygamberiydi
Peygamberimiz (sav)'in inkar edenlere uyarıları
İnkarcılarla gereksiz tartışmalara girmemiştir
İnkarcıları tevbe etmeye çağırmıştır
İnkar edenlere mutlaka yenilgiye uğrayacaklarını
bildirmiştir
İnkar edenlere ahiretin varlığını hatırlatarak
onları uyarmıştır
İnkar edenleri cehennemle uyarmıştır
İnkar edenlere karşı kesin ve emin bir üslup
kullanmış ve onlara uymayacağını bildirmiştir
Peygamberimiz (sav)'in Kitap Ehline yaptığı
hatırlatmalar
Peygamberimiz (sav) Kitap Ehli ile tartışmamış ve
onlara iman etmeleri için baskı uygulamamıştır
Kitap Ehlini de Allah'a şirk koşmadan iman etmeye
çağırmıştır
Hz. Muhammed (sav), Allah'ın "Şu halde, sen bundan
dolayı davet et ve emrolunduğun gibi doğru bir
istikamet tuttur..." (Şura Suresi, 15) ayetiyle de
bildirdiği gibi insanları uyarmakla görevlendirdiği
son peygamberidir. Peygamberimiz (sav), tüm diğer
elçiler gibi insanları doğru yola, Allah'a iman
etmeye, ahiret için yaşamaya ve güzel ahlaka
çağırmıştır. Bu daveti sırasında kullandığı
yöntemler, konuları anlatış şekli, üslubu her
Müslümana örnek olmalı, her Müslüman insanları dine
davet ederken Peygamber Efendimiz gibi konuşmalı ve
davranmalıdır.
Kuran'da Peygamberimiz (sav)'e, kendisinin insanları
uyarmakla görevli olduğunu belirtmesi şöyle
emredilmiştir:
De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere
Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve
Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim."
(Yusuf Suresi, 108)
Peygamber Efendimiz insanları uyarmak için elinden
geleni en fazlasıyla yapmış, mümkün olan en fazla
sayıda insanı uyarmak için çaba göstermiştir. Bir
ayette şöyle bildirilir:
De ki: "Şahidlik bakımından hangi şey daha
büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda
şahiddir. Sizi -ve kime ulaşırsa- kendisiyle uyarmam
için bana şu Kuran vahyedildi. Gerçekten Allah'la
beraber başka ilahların da bulunduğuna siz mi
şahidlik ediyorsunuz?" De ki: "Ben şehadet etmem."
De ki: O, ancak bir tek olan ilahtır ve gerçekten
ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.
(Enam Suresi, 19)
Peygamberimiz (sav) Kuran'ı tebliğ ederken,
müşriklerin atalarından kendilerine miras kalan
sapkın dinlerini tamamen değiştirmiş ve bu nedenle
onların baskı ve karşı koymaları ile karşılaşmıştır.
Ancak o Allah'ın emrine uyarak, onların baskı ve
alaylarına hiçbir zaman aldırış etmemiştir. Allah,
Peygamberimiz (sav)'e ayetler_isimde şöyle
buyurmaktadır:
Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve
müşriklere aldırış etme. Şüphesiz o alay edenlere
(karşı) biz sana yeteriz. (Hicr Suresi, 94-95)
Günümüzde de Müslümanların, insanların rızalarını
gözetmeden, kim ne der diyerek düşünmeden Kuran
ahlakını insanlara anlatmaları, Peygamberimiz
(sav)'in sünnetine uyarak "kınayanın kınamasından
korkmamaları" gerekir. Bu, Allah'ın razı olacağı ve
cenneti ile müjdelediği bir ahlak ve takva
alametidir. Peygamber Efendimiz, Müslümanlara bu
sünnetine uymalarını şöyle bildirmiştir:
"Benim tebliğ ettiklerimi, beni görenler (şahid
olanlar) görmeyenlere tebliğ etsin, duyursun."33
PEYGAMBERİMİZ (SAV) İNSANLARA ALLAH'IN SONSUZ GÜÇ
SAHİBİ OLDUĞUNU ANLATMIŞTIR
İnsanların Allah'ın gücünü gereği gibi takdir edip,
O'ndan korkup sakınarak güzel ahlak göstermeleri
için Peygamberimiz (sav) insanlara Allah'ın gücünün
ve yaratışındaki ihtişamın delillerini anlatmış,
onların Allah'ı severek O'ndan korkup sakınmalarına
vesile olmuştur. Kuran'da Peygamberimiz (sav)'e,
Rabbimizin yaratışının delillerini ve gücünü şu
ayetler_isimle anlatması bildirilmiştir:
De ki: "Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyamet gününe
kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce
sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size aydınlık
verecek ilah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?"
De ki: "Gördünüz mü söyleyin, Allah kıyamet gününe
kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce
sürdürecek olsa Allah'ın dışında size içinde
dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de
görmeyecek misiniz? (Kasas Suresi, 71-72)
İsmail Hakkı Altunbezer. Celi sülüs levha. Kuran'dan
bir ayet; "... Doğrusu Allah herşeye güç
yetirendir." (Bakara Suresi, 20)
Hz. Muhammed ahirete inanmayanlara da Allah'ın
dünyadaki yaratılış delillerini anlatmış ve tüm
bunları yaratmaya kadir olan Allah'ın elbette
ahirette bunların benzerlerini de yaratmaya güç
yetirdiğini açıklamıştır. Peygamberimiz (sav) bu
önemli gerçeği kavmine şöyle bildirmiştir:
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle
yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah
ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip
yaratacaktır. Şüphesiz Allah, herşeye güç
yetirendir." (Ankebut Suresi, 20)
Peygamberimiz (sav), Allah'ın her türlü eksiklikten
münezzeh olduğunu, hiçbir şeye ihtiyaç duymadığını
insanlara tebliğ ettiği ayetler_isimden bazıları
şöyledir:
De ki: "O, gökleri ve yeri yaratırken ve O, (hep)
besleyen (hiç) beslenmezken, ben Allah'tan başkasını
mı veli edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten Müslüman
olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın
müşriklerden olma." (denildi.) De ki: "Şüphesiz ben,
Rabbime isyan edersem o büyük günün azabından
korkarım." (Enam Suresi, 14-15)
Allah'ın eşi, benzeri olamayacağını ve Rabbimizin
herşeyin tek sahibi olduğu Kuran'da şöyle
bildirilmiştir:
De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki:
"Allah'tır." De ki: "Öyleyse, O'nu bırakıp
kendilerine bile yarar da, zarar da sağlamaya güç
yetiremeyen birtakım veliler mi (tanrılar)
edindiniz?" De ki: "Hiç görmeyen (a'ma) ile gören
(basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya
karanlıklarla nur eşit olabilir mi?" Yoksa Allah'a,
O'nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da,
bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De
ki: "Allah, herşeyin yaratıcısıdır ve O, tektir,
kahredici olandır." (Rad Suresi, 16)
Hz. Muhammed (sav), Allah'ın varlığını bildikleri
halde O'nun üstün kudretini düşünmeyen, bundan
dolayı O'nun büyüklüğünü takdir edemeyen kavmine,
Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü ikrar ettirmiştir.
Ve bunun ardından, onları öğüt almaya ve korkup
sakınmaya davet etmiştir. ayetler_isimde şöyle
buyrulmaktadır:
De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve
onun içinde olanlar kimindir?" "Allah'ındır"
diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek
misiniz?" De ki: "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın
Rabbi kimdir?" "Allah'ındır" diyecekler. De ki:
"Yine de sakınmayacak mısınız?" De ki: "Eğer
biliyorsanız (söyleyin:) Herşeyin melekutu (mülk ve
yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken
kendisi korunmuyor." "Allah'ındır" diyecekler. De
ki: "Öyleyse nasıl oluyor da böyle
büyüleniyorsunuz?" (Müminun Suresi, 84-89)
PEYGAMBERİMİZ (SAV) İNSANLARA TEK DOĞRU YOLUN
ALLAH'IN YOLU OLDUĞUNU BİLDİRMİŞTİR
İnsanların bir kısmı kendilerine yol olarak sapkın,
yanlışlıklarla, batıl inançlarla ve zararlı fikir ve
yöntemlerle dolu yolları seçerler. Bunların her biri
insanlara dünyada ve ahirette kayıptan başka bir şey
getirmez. Peygamberimiz (sav) ise, insanları en
şerefli ve güzel olan yola, Allah'ın yoluna
çağırmış, insanların dünyada ve ahirette
kurtuluşlarına vesile olmak için gayret etmiştir.
De ki: "Bize yararı ve zararı olmayan Allah'tan
başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete
erdirdikten sonra, şeytanların ayartarak yerde
şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: "Doğru
yola, bize gel" diye kendisini çağırdığı kimse gibi
topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?"
De ki: "Hiç şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve
biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle
emrolunduk." (Enam Suresi, 71)
Peygamber Efendimiz, hadis-i şeriflerinde de en
doğru yolun Allah'ın ve Resulünün yolu olduğunu
belirtmişlerdir:
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En
güzel yol da Muhammed'in yoludur."34
PEYGAMBERİMİZ (SAV) İNSANLARI ŞİRKTEN SAKINDIRMIŞTIR
Peygamberimiz (sav)'in insanları sakındırdığı en
önemli konulardan biri şirktir. Kuran
ayetler_isiminde de görüldüğü gibi Hz. Muhammed
(sav), insanlara daima Allah'ın tek ilah olduğunu,
O'nun dışında hiçbir varlığın hiçbir güce sahip
olmadığını söylemiş ve müşrikliğe karşı onları
uyarmıştır. Pek çok ayette Peygamberimiz (sav)'e
insanları şirke karşı uyarması haber verilmiştir. Bu
ayetler_isimden bazıları şöyledir:
De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere
Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve
Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim."
(Yusuf Suresi, 108)
De ki: "Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum
ve O'na hiç kimseyi (ve hiçbir şeyi) ortak
koşmuyorum." De ki: "Doğrusu ben, sizin için ne bir
zarar, ne de bir yarar (irşad) sağlayabilirim." De
ki: "Muhakkak beni Allah'tan (gelebilecek bir azaba
karşı) hiç kimse asla kurtaramaz ve O'nun dışında
asla bir sığınak da bulamam." (Cin Suresi, 20-22)
De ki: "Ben, dini yalnızca O'na halis kılarak
Allah'a ibadet etmekle emrolundum." "Ve ben,
Müslümanların ilki olmakla da emrolundum." De ki:
"Ben, Rabbime isyan ettiğim takdirde, büyük bir
günün azabından korkarım." De ki: "Ben dinimi
yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet ederim."
"Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De
ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem
kendilerini hem yakınlarını hüsrana uğratanlardır.
Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın
kendisidir." (Zümer Suresi, 11-15)
Ya da halkı sürekli yaratmakta olan, sonra onu iade
edecek olan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran
mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? De ki:
"Eğer doğru söylüyor iseniz, kesin-kanıt
(burhan)ınızı getiriniz." (Neml Suresi, 64)
Allah ile beraber başka bir ilah mı? De ki: "Eğer
doğru söylüyor iseniz, kesin-kanıt (burhan)ınızı
getiriniz."
(Neml Suresi, 64)
Kavmine Allah'ın tek ilah olduğunu hatırlatan Hz.
Muhammed (sav), aynı zamanda Allah'a eş
koştuklarının hiçbir şeyi yaratamayacaklarını,
kimseye zarar vermeye veya fayda sağlamaya güçleri
yetmeyeceğini de çeşitli şekillerde tebliğ etmiştir.
Bu konudaki ayetler_isimden bazıları şöyledir:
De ki: "O'nun dışında (ilah olarak) öne
sürdüklerinizi çağırın, onlar sizden ne zararı
uzaklaştırabilirler, ne de (onu yararınıza)
dönüştürebilirler." (İsra Suresi, 56)
De ki: "Gördünüz mü haber verin; Allah'tan başka
taptıklarınız, yerden neyi yaratmışlar, bana
gösterin? Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı
var? Eğer doğru sözlüler iseniz, bundan önce bir
kitap ya da bir ilim kalıntısı (veya bir eser)
varsa, bana getirin." (Ahkaf Suresi, 4)
De ki: "Allah'ın dışında (Tanrı diye) öne
sürdüklerinizi çağırın. Onların göklerde ve yerde
bir zerre ağırlığınca bile (hiçbir şeye) güçleri
yetmez; onların bu ikisinde hiçbir ortaklığı
olmadığı gibi, O'nun bunlardan hiçbir destekçi olanı
da yoktur." (Sebe Suresi, 22)
De ki: "Siz, Allah'ın dışında taptığınız
ortaklarınızı gördünüz mü? Bana haber verin; yerden
neyi yaratmışlardır? Ya da onların göklerde bir
ortaklığı mı var? Yoksa Biz onlara bir kitap
vermişiz de onlar bundan (dolayı) apaçık bir belge
üzerinde midirler? Hayır, zulmedenler, birbirlerine
aldatmadan başkasını vadetmiyorlar." (Fatır Suresi,
40)
İnsanların birçoğu Allah'ın varlığını kabul eder
ancak Allah'ın gücünü ve büyüklüğünü takdir edemez,
Allah'tan başka varlıkların kendisine yarar
getirebileceğini zanneder, tek dost ve yardımcının
Allah olduğunu kavrayamaz. Peygamberimiz (sav) ise,
kavmine bu gerçekleri anlatmış ve onları şirkten
arındırmaya çalışmıştır. ayetler_isimde şöyle
buyrulmaktadır:
Mustafa Rakım Efendi. 1797. "Allah'ı Tenzih ederim
ve O'na hamd ederim. O'ndan başka ilah yoktur.
"Andolsun en büyüktür ve Allah'tan başka kuvvet
yoktur.
Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?"
diye soracak olsan, elbette "Allah" diyecekler. De
ki: "Gördünüz mü haber verin; Allah'tan başka
taptıklarınız, eğer Allah bana bir zarar dileyecek
olsa, O'nun zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana
bir rahmet vermeyi istese, O'nun rahmetini
tutup-önleyebilecekler mi" De ki: "Allah, bana
yeter. Tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül
etsinler." (Zümer Suresi, 38)
De ki: "Size bir kötülük isteyecek olsa sizi
Allah'tan koruyacak, veya size bir rahmet isteyecek
olsa (buna engel olacak) kimdir?" Onlar, kendileri
için Allah'ın dışında ne bir veli, ne bir yardımcı
bulamazlar. (Ahzab Suresi, 17)
İnsanın tek dostu ve koruyucusu kendisini yaratan
Allah'tır. Ne var ki Allah'tan korkmayan insanlar
bunu kabul etmek istemezler. Ancak zorluk anlarında,
çaresiz olduklarını açıkça görebildikleri bazı
olaylarda bu insanlar, kendilerine Allah'tan başka
hiç kimsenin yardım edemeyeceğini anlarlar.
Peygamberimiz (sav) de insanlara bu gerçeği
hatırlatmıştır. Bir sıkıntıya, bir zarara uğradığı
zaman, insanın Allah'tan başka hiçbir yardımcısının
olmadığını söylemiştir. Bu konu ile ilgili olarak
Kuran'da Peygamberimiz (sav)'e, kavmine şu
hatırlatmayı yapması bildirilmiştir:
De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer size Allah'ın azabı
gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa,
Allah'tan başkasını mı çağıracaksınız? Eğer doğru
sözlüler iseniz (çağırın bakalım.)" Hayır, yalnızca
O'nu çağırırsınız, dilerse kendisini çağırdığınız
şeyi açar (giderir) ve şirk koşmakta olduklarınızı
unutursunuz. (Enam Suresi, 40-41)
Peygamberimiz (sav)'in de hatırlattığı bu gerçeği
unutmayan müminler, bir zorlukla karşılaşmadan da,
kendilerine tek yardım edebilecek, onlardan sıkıntı
ve zorlukları tek kaldırabilecek gücün Allah
olduğunu bilirler. Kuran'da şöyle buyrulmaktadır:
De ki: "Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim
kurtarmaktadır ki, siz (açıktan ve) gizliden gizliye
ona yalvararak dua etmektesiniz: -Andolsun, bizi
bundan kurtarırsan, gerçekten şükredenlerden
oluruz." De ki: "Ondan ve her türlü sıkıntıdan sizi
Allah kurtarmaktadır. Sonra siz yine şirk
koşmaktasınız." (Enam Suresi, 63-64)
Resulullah Efendimiz hadis-i şeriflerinde de tüm
Müslümanları şirke karşı uyarmıştır:
"(En büyük günah) Allah seni yaratmış iken, O'na
ortak koşmandır."35
Peygamber Efendimiz, bir başka sözünde ise, Allah'ın
şirk dışındaki bütün günahları affedeceğini şöyle
bildirmiştir:
Allah (z.c.hz.)leri buyurur: "Bir adam bilse ki Ben
kudret sahibiyim, günahları affederim. O şirk
etmedikçe, Ben onu affederim."36
Peygamberimiz (sav), özellikle gizli şirkin,
insanlar için ne kadar önemli bir tehlike olduğunu
ise şu sözleriyle açıklamıştır:
"Bana göre, sizin için deccalden daha ziyade
korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir
ki, kişinin kalkıp adamın makamına gösteriş için
amel etmesidir."37
"Şirk ümmetimde düz taşta karanlık gecede
karıncaların gezinişinden daha gizlidir. Alameti,
adaletsizlikten dolayı muhabbet, ve adaletten dolayı
da buğz etmektir. Ve Din, Allah için sevgi ve Allah
için buğzdan başka nedir? Allah Teala buyurdu
ki:"Eğer siz Allah'ı seviyorsanız Bana tabi olun ki
Allah da sizi sevsin."38
De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka
kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin
şuuruna varmıyorlar."
(Neml Suresi, 65)
PEYGAMBERİMİZ (SAV) GAYBIN BİLGİSİNİN SADECE ALLAH'A
AİT OLDUĞUNU AÇIKLAMIŞTIR
Kuran'da "gayb" kelimesi, insanların bilmedikleri,
görmedikleri gizli olan şeyleri ifade etmek için
kullanılmıştır. Örneğin gelecekte olacak olan
olaylar bizim için gayba ait bilgilerdir. Ancak
geleceğe dair tüm bilgiler, her insanın, her
ülkenin, her binanın, her eşyanın geleceği, her
anıyla Allah katında bilinmektedir. Peygamberimiz
(sav)'e, gayb bilgisinin sadece Allah'a ait olduğunu
insanlara açıklaması şöyle bildirilmiştir:
De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir.
Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel
görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında
onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç
kimseyi ortak kılmaz." (Kehf Suresi, 26)
De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka
kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin
şuuruna varmıyorlar." (Neml Suresi, 65)
De ki: "Şüphesiz Rabbim hakkı (batılın yerine veya
dilediği kimsenin kalbine) koyar. O, gaybleri
bilendir. (Sebe Suresi, 48)
Resulullah Efendimize zaman zaman gaybtan bazı
şeyler sorulduğunda kendisi onlara şu cevabı
verirdi:
"Bilmiyorum. Ben bir kulum; Mevlâm neyi bildirirse
onu bilirim. Onun bildirmediğini bilemem..."39
PEYGAMBERİMİZ (SAV) İNSANLARA, ALLAH'IN EN GİZLİ
KONUŞMALARI DAHİ BİLDİĞİNİ HATIRLATMIŞTIR
Bazı insanlar bir kötülük düşündüklerinde ya da
taraftarları olan kişilerle bir kötülük
planladıklarında, dedikodu yaptıklarında, düzenler
kurduklarında bunları insanlardan gizlediklerini
zannederler. Oysa Allah her insanın bütün
düşündüklerini, aklından geçirdiklerini, iki kişi
arasındaki fısıldaşmaları, göklerde ve yerde olan
herşeyi bilir. İnsanın an an yaptığı herşeye
şahittir. Ve her insan, gizli gizli yaptığını veya
konuştuğunu sandığı herşeyin hesabını ahirette
verecektir. Belki o kişi yaptığı o kötülük dolu
konuşmayı unutacaktır, ancak Allah insanların
unuttukları herşeyi hesap gününde önlerine
getirecektir.
Peygamberimiz (sav) de bu konuya dikkat çekerek,
insanları verecekleri hesap için uyarmıştır. Bu
konudaki ayetler_isimden bazıları şöyledir:
De ki: "Sinelerinizde olanı -gizleseniz de, açığa
vursanız da- Allah bilir. Ve göklerde olanı da,
yerde olanı da bilir. Allah, herşeye güç
yetirendir." (Al-i İmran Suresi, 29)
De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter;
kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır,
görendir." (İsra Suresi, 96)
Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: "Size
eşitlik üzere açıklamada bulundum. Tehdit
edildiğiniz (sorgu ve azab günü) yakın mı, uzak mı,
bilemem. Şüphesiz O, sözün açıkta söylenenini de
bilmekte, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir."
(Enbiya Suresi, 109-110)
De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğreteceksiniz? Oysa
Allah, göklerde ve yerde olanları bilir. Allah,
herşeyi bilendir." (Hucurat Suresi, 16)
PEYGAMBERİMİZ (SAV) İNSANLARA KURAN'IN ALLAH
KATINDAN İNDİRİLDİĞİNİ AÇIKLAMIŞTIR
Peygamberimiz (sav)'in döneminde ve sonraki
dönemlerde de Kuran'ın hak kitap olduğunu inkar
edenler olmuştur ve bu kişiler Kuran'ı Peygamberimiz
(sav)'in yazdığını iddia edecek kadar ileri
gitmişlerdir. Oysa Kuran'ın insan eliyle yazılmadığı
çok açıktır. Allah'ın sözü olan Kuran, içinde birçok
mucizeye, insanların erişmeyeceği eşsiz bir hikmete
sahiptir. Peygamberimiz (sav) de insanlara bu
gerçeği hatırlatmış ve Kuran'ı Allah'ın gönderdiğini
bildirmiştir. Bu konudaki ayetler_isimden bazıları
şöyledir:
De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen
(Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır,
çok esirgeyendir." (Furkan Suresi, 6)
De ki: "Gördünüz mü haber verin; eğer o (Kuran)
Allah katından ise, sonra siz onu inkar etmişseniz
(bu durumda) uzak bir ayrılık içinde olandan daha
sapık kimdir?" (Fussilet Suresi, 52)
Kuran-ı Kerim'in ilk orjinal nüshası (Kadir Suresi)
Topkapı Sarayı'nın
sergilenmeyen arşiv bölümünde bulunmaktadır.
Kuran'ın bir insan tarafından yazıldığını iddia
edenler, onun sahip olduğu mucizelerden, Allah'ın
sonsuz hikmet içeren sözlerinden habersizdirler.
Oysa Kuran değil bir insanın, bütün insanların ve
cinlerin dahi biraraya gelerek yazamayacakları bir
kitaptır. Ve Hz. Muhammed (sav)'e bu konu ile ilgili
olarak kavmine şunları bildirmesi emredilmiştir:
De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu
Kuran'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa,
-onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile-
onun bir benzerini getiremezler." (İsra Suresi, 88)
Yoksa: "Bunu kendisi yalan olarak uydurdu" mu
diyorlar? De ki: "Bunun benzeri olan bir sûre
getirin ve eğer gerçekten doğru sözlüyseniz
Allah'tan başka çağırabildiklerinizi çağırın."
(Yunus Suresi, 38)
Peygamber Efendimiz bir diğer hadis-i şeriflerinde
ise Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunu şöyle
belirtmiştir:
"Kuran, Allah Azze ve Celle'nin kelamıdır. Öyle ise
Kuran sahibi, Rabbinin, yasak ettiklerini yapmamak
sureti ile ona tazim (hürmet) etsin."40
(Bu) Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm
ve hikmet sahibi Allah
(katın)dandır.
(Zümer Suresi, 1)
... Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları
karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın
yoluna çıkarman için sana indirdik.
(İbrahim Suresi, 1)
PEYGAMBERİMİZ (SAV) KURAN'IN MÜSLÜMANLAR İÇİN BİR
MÜJDE VE HİDAYET REHBERİ OLDUĞUNU BİLDİRMİŞTİR
Peygamberimiz (sav) Kuran'ın insanları hidayete
eriştirdiğini söylemiş ve onlara Kuran'ı rehber
edinmelerini öğütlemiştir. Bu konudaki
ayetler_isimden bazıları şöyledir:
De ki: "İman edenleri sağlamlaştırmak, Müslümanlara
bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kuran'ı) hak
olarak Rabbinden Ruhu'l-Kudüs indirmiştir." (Nahl
Suresi, 102)
De ki: "Eğer ben sapacak olsam, artık kendi nefsim
aleyhine sapmış olurum; eğer hidayeti bulacak olsam,
bu da Rabbimin bana vahyetmekte olduğu (Kuran)
sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakın olandır."
(Sebe Suresi, 50)
Peygamberimiz (sav)'in bir hadis-i şeriflerinde
Kuran'ın kurtuluşa götüren bir rehber olduğu şöyle
açıklanır:
"Kim ki Kuran'ı öne alırsa, Kuran onu cennete
götürür. Kim de arkasına bırakırsa onu da cehenneme
sürer."41
PEYGAMBERİMİZ (SAV), HESAP GÜNÜ KİMSENİN BAŞKASININ
GÜNAHINI YÜKLENMEYECEĞİNİ BİLDİRMİŞTİR
Cahiliye toplumlarında yaygın olan sapkın
inanışlardan biri, bir kimsenin diğerinin günahını
yüklenebileceğini sanmalarıdır. Örneğin,
arkadaşlarının bir ibadeti yapmasını engellemeye
çalışır ve onlara "ben senin günahını yüklenirim"
derler. Bu kişi elbette ki bir ibadeti engellemenin
günahını alır, ancak karşısındaki kişi de bu ibadeti
yerine getirmemenin günahını alacaktır. Yani hiç
kimse ondan bu günahı alıp yüklenemez. Hesap gününde
herkes yalnızca kendi yaptığından sorumlu
tutulacaktır. Kimseye başkalarının günahları
sorulmayacak, kimse de kimsenin günahını
yüklenmeyecektir. Allah, Hz. Muhammed (sav)'e bu
konuyu şöyle açıklamasını bildirmiştir:
De ki: "O, herşeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka
bir Rab mi arayayım? Hiçbir nefis, kendisinden
başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan
bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda
dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında
anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
(Enam Suresi, 164)
Peygamber Efendimiz "Kimse kimsenin günahını
çekmez"42 sözleriyle de, halk arasındaki bu batıl
inanca bir açıklama getirmiştir.
PEYGAMBERİMİZ (SAV), KAVMİNE KENDİLERİNDEN
ÖNCEKİLERİN BAŞLARINA GELENLERİ ANLATARAK İBRET
ALMALARINI ÖĞÜTLEMİŞTİR
Tarih boyunca Allah'a, dine ve Allah'ın elçilerine
karşı gelen topluluklar hep bir helakla yok
olmuşlar, hatta arkalarında tek bir iz kalmayacak
şekilde kaybolmuşlardır. Bu toplulukların
uğradıkları son, tüm insanlara bir ibret olmalı,
Allah'ın gazaplanmasından korkup sakınarak Allah'a
yönelmelidirler.
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da,
suçlu-günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını
görün." (Neml Suresi, 69)
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra
yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün." (Enam
Suresi, 11)
... Peygamber, müminler için kendi nefislerinden
daha evladır...
(Ahzap Suresi, 33)
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, böylece daha
öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görün.
Onların çoğu müşrik kimselerdi." (Rum Suresi, 42)
Peygamber Efendimiz yukarıdaki ayetler_isim
doğrultusundaki bir sözlerinde ise, "Ey kavmim, ağır
olunuz. Sizden evvelki ümmetler, bu yaptığınız şeyle
helak oldu. Peygamberlerine karşı ihtilafları sebebi
ile ve kitaplarının bazısını bazısına karıştırmaları
sebebi ile."43 diyerek, çevresindekileri,
geçmiştekilerin başlarına gelenlerle uyarmıştır.
İNSANLARA ÖLÜMÜ HATIRLATMIŞTIR
Ahiretin varlığına inanmayan veya şüphe duyan
insanların en büyük korkularından biri ölüm
korkusudur. Ölümle birlikte herşeylerini
kaybedeceklerini düşündükleri ve dünyaya büyük bir
hırsla bağlı oldukları için ölümü kesinlikle
düşünmezler. Oysa her insan Allah'ın kendisi için
kaderinde takdir ettiği bir vakitte ölecektir ve
bundan asla bir kaçış yolu bulamayacaktır.
Peygamberimiz (sav) de bu insanlara ölümden kaçışın
kendilerine bir fayda sağlamayacağını açıklamış ve
onların ölümden sonraki gerçek hayatlarını
düşünmelerini sağlamaya çalışmıştır.
Andolsun, Biz çevrenizde bulunan şehirlerden
(birçoğunu) yıkıma uğrattık ve belki dönerler diye
ayetler_isimi çeşitli şekillerde açıkladık.
(Ahkaf Suresi, 27)
De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten
kaçıyorsanız, kaçış size kesin olarak bir yarar
sağlamaz; böyle olsa bile, pek az (bir zaman)
dışında metalanıp-yararlandırılmazsınız." (Ahzap
Suresi, 16)
De ki: "Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki,
ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an)
öne alınabilirsiniz." (Sebe Suresi, 30)
Peygamber Efendimiz ölümün düşünülmesini de tavsiye
etmiş ve şöyle demiştir:
"Ölümü en çok zikreden ve kendilerine gelmezden önce
onun için en iyi hazırlığı yapanlardır. İşte
akıllılar bunlardır."44
KIYAMETİN SAATİNİN BİLGİSİNİN SADECE ALLAH'A AİT
OLDUĞUNU AÇIKLAMIŞTIR
İnsanların merak ettikleri konulardan biri kıyamet
saatinin ne zaman geleceğidir. Oysa Allah kıyametin
saatini Kendisinden başka kimsenin bilemeyeceğini
bildirmiş ve Hz. Muhammed'e (sav) bu konuda
kendisine sorulan sorulara şöyle cevap vermesini
emretmiştir:
İnsanlar, sana kıyamet saatini sorarlar; de ki:
"Onun bilgisi yalnızca Allah'ın katındadır." Ne
bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakın da olabilir.
(Ahzap Suresi 63)
De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azab)
yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi
koymuştur?" (Cin Suresi, 25)
Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: "Size
eşitlik üzere açıklamada bulundum. Tehdit
edildiğiniz (sorgu ve azab günü) yakın mı, uzak mı,
bilemem." (Enbiya Suresi, 109)
CEHENNEM'DE BAZI KİMSELERİN SONSUZA KADAR KALACAĞINI
BİLDİRMİŞTİR
Cahiliye toplumlarında yaygın olan batıl inançlardan
biri cehennemde belli bir süre kalınıp
çıkılacağıdır. Oysa Allah cehennem azabının bazı
kimseler için sonsuza kadar süreceğini bildirmiştir.
Peygamberimiz (sav) de Allah'ın emrine uyarak, bir
süre cehennemde kalınacağını iddia edenlere,
Allah'ın dilemesi dışında insanların bazılarının
cehennemde sonsuza kadar kalacaklarını haber
vermiştir:
Dediler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize
değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi
aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa
Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi
söylüyorsunuz?" Hayır; kim bir kötülük işler de
günahı kendisini kuşatırsa, (artık) onlar, ateşin
halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır. İman edip
salih amellerde bulunanlar ise cennet halkıdırlar,
orada süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 80-82)
Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu
üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının
temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla
birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan
kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet
vermez.
(Tevbe Suresi, 109)
Peygamber Efendimiz bir sözünde cennet ve
cehennemdeki hayat ile ilgili olarak şunları
açıklamıştır:
"Cennetlikler cennette, cehennemlikler de cehennemde
oldukları zaman ölüm getirilir. Cennetle cehennemin
arasına konup orada kesilir. Sonra bir münadi nida
eder: 'Ey ehl-i cennet! Artık ebediyet var, ölüm
yok! Ey ehl-i nar! Artık ebediyet var ölüm yok.
Cennetliklerin süruru bununla daha da artar.
Cehennemliklerin de hüznü artar.'45
ALLAH'I EN GÜZEL İSİMLERİ İLE ANMAMIZI SÖYLEMİŞTİR
Daha önce de belirtildiği gibi, Peygamberimiz (sav)
tebliğ yaparken, bir şeyi açıklarken, dua ederken
Allah'ı tesbih eder, O'nu en güzel isimleri ile
yüceltirdi. Peygamberimizin (sav) insanları da bu
güzel tavra davet etmesi şu şekilde emredilmiştir:
De ki: "Allah, diye çağırın, 'Rahman' diye çağırın,
ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler
O'nundur." Namazında sesini çok yükseltme, çok da
kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse. Ve
de ki: "Övgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte ortağı
olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da
(ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır." Ve O'nu tekbir
edebildikçe tekbir et. (İsra Suresi, 110-111)
PEYGAMBERLER ARASINDA AYRIM YAPMAMAYI HATIRLATMIŞTIR
Peygamberimiz (sav) Allah'ın emrine uygun olarak,
Allah'ın gönderdiği peygamberler arasında hiçbir
ayrım yapmamamızı bildirmiş ve bir hadis-i
şeriflerinde "Peygamberleri birbirine tafdil (birini
diğerinden üstün görmek) etmeyin"46 diye
buyurmuştur. Peygamberlerimizin hepsi Allah'ın
sevdiği, dost edindiği, güvendiği, cenneti ile
müjdelediği mübarek, kutlu, takva sahibi
kimselerdir. Bütün peygamberler Allah'ın dinini
insanlara tebliğ etmişler, ulaşabildikleri herkesi
Hz. Muhammed (sav) gibi Allah'ın yoluna
çağırmışlardır. Bu, Peygamber Efendimizin bize
bildirdiği çok önemli bir tutum ve inançtır.
Kuran'da ise bu konu şöyle yer almaktadır:
Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten
önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan fiilleri,
namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize
ibadet edenlerdi.
(Enbiya Suresi, 73)
De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim,
İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene,
Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden
verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında
ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O'na teslim olmuşlarız."
(Al-i İmran Suresi, 84)
Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene, İbrahim,
İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa
ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden
verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden
ayırt etmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız."
(Bakara Suresi, 136)
PEYGAMBERİMİZ (SAV) İNSANLARI GÜZEL AHLAKA
ÇAĞIRMIŞTIR
Kitap boyunca da anlatıldığı gibi Peygamberimiz
(sav) tüm alemlere örnek bir ahlaka sahipti ve
insanları da güzel ahlaklı olmaya çağırmış, onlara
Allah'ın razı olacağı ahlakın ve davranışların nasıl
olması gerektiğini açıklamıştır. Kuran'da
Peygamberimiz (sav)'e güzel ahlakla ilgili insanlara
hatırlatması emredilen bazı ayetler_isim şöyledir:
De ki: "Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını
okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın,
anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endişesiyle
çocuklarınızı öldürmeyin. -Sizin de, onların da
rızıklarını biz vermekteyiz- Çirkin-kötülüklerin
açığına ve gizli olanına yaklaşmayın. Hakka dayalı
olma dışında, Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı
kimseyi öldürmeyin. İşte bunlarla size tavsiye (emr)
etti; umulur ki akıl erdirirsiniz. Yetimin malına, o
erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel
(şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı
doğru olarak yapın. Hiçbir nefse, gücünün
kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz.
Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun.
Allah'ın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size
tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt
alıp-düşünürsünüz." (Enam Suresi, 151-152)
De ki: "Rabbim yalnızca çirkin hayasızlıkları
-onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,-
günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve
saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil
indirmediği şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a
karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram
kılmıştır." (Araf Suresi, 33)
Peygamber Efendimizin güzel ahlakı tavsiye ettiği
hadis-i şeriflerinden bazıları ise şöyledir:
"Rabbim bana dokuz şey emretti: Gizli halde de aleni
halde de Allah'tan korkmamı, öfke ve rıza halinde de
adaletli söz söylememi, fakirlikte de zenginlikte de
iktisat yapmamı, benden kopana da sıla-ı rahim
(dostluk) yapmamı, beni mahrum edene de vermemi,
bana zulmedeni affetmemi, susma halimin tefekkür
olmasını, konuşma halimin zikir olmasını, bakışımın
ibret olmasını, marufu (doğru ve güzel olanı)
emretmemi."47
"Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük
yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle."48
"Her nerede olursan ol Allah'tan ittika et ve
kötülüğün arkasından iyilik yap, bu onu yok eder.
İnsanlara iyi ahlakla muamele et."49
"İnsanlara güzel ahlakla muamelede bulun."50
Peygamberimiz (sav), Yemen'e gönderdiği elçilerine
şunları tavsiye etmiştir:
"Sirke balı bozduğu gibi, kötü huy da ameli ifsad
eder."51
"Müminin şerefi dini, asaleti güzel ahlakı,
mürüvveti de aklıdır."52
PEYGAMBERİMİZ (SAV), İNSANLARI KİBİRLENMEYE KARŞI
UYARMIŞTIR
Peygamber Efendimiz, kibrin ve büyüklenmenin kötü
bir ahlak özelliği olduğunu ve kibirli insanların
cehennemle karşılık bulabileceklerini bildirmiştir.
Onları bu büyük tehlikeye karşı da uyarmıştır.
Peygamberimiz (sav), her durumda tevazusu, alçak
gönüllü, sevecen, şefkatli tavrı ile insanlara en
güzel örnek olmuştur. Peygamberimiz (sav)'in kibir
hakkındaki uyarılarından bazıları şöyledir:
"Allah Teala Hazretleri güzeldir, güzelliği sever.
Kibir ise hakkın ibtali (hükümsüz bırakılması),
insanların tahkiri (hor görülmesi)dir."53
"Kişi kendisini halktan büyük görüp uzak tuta tuta
cebbarlar arasına kaydedilir de, onların başına
gelen musibete duçar olur."54
Peygamberimiz (sav), ataları ve aileleri ile övünen
ve bundan dolayı kibirlenen insanları da uyarmış ve
şöyle demiştir:
"İnsanlar ya cehennem kömüründen başka bir şey
olmayan ölmüş ecdadlarıyla övünmekten vazgeçerler,
yahut da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan
Mayıs böceğinden daha adi bir dereceye düşerler.
Allah Teala Hazretleri sizden cahiliye kibirini
temizledi. Artık o, muttaki bir mümin veya bedbaht
bir facirdir. İnsanların hepsi Hz. Adem'in
evlatlarıdır. Adem ise topraktan yaratılmıştır."55
Peygamberimiz (sav), ashabına her zaman güzel
giyinmelerini, bakımlı ve hoş görünmelerini tavsiye
etmiştir. Ancak aynı zamanda, onlara giydiklerinden
veya güzelliklerinden dolayı kibirlenen insanın
dünyada ve ahirette küçük düşüceğini de hatırlatmış,
her koşulda tevazulu olmalarını söylemiştir. Bu
sözlerinden biri şöyledir:
Biz seni ancak bütün insanlara bir müde verici ve
uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu
bilmiyorlar.
(Sebe Suresi, 28)
"Bir adam nefsinin hoşuna giden birtakım elbise
içinde saçları da yapılmış olarak giderken yürüme
sırasında kibire düşmüştü ki, birden yere battı.
Kıyamet kopuncaya kadar orada zorlukla batmaya devam
edecek."56
PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN İNFAK KONUSUNDAKİ
AÇIKLAMALARI
İnfak etmek, bir insanın malını ve canını Allah'ın
yolunda, Allah'ın razı olacağı şekilde harcamasıdır.
Çevresindekiler, infak ile ilgili Peygamberimiz
(sav)'e bazı sorular sormuşlar ve o da onlara
infakın nasıl olacağını açıklamış, onları infak
etmek için şevklendirmiştir. Kuran'da Peygamberimiz
(sav)'e infak konusunda söylemesi bildirilen
ayetler_isim şöyledir:
Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır
olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara,
yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır
olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir."
(Bakara Suresi, 215)
. Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki:
"İhtiyaçtan artakalanı." Böylece Allah, size
ayetler_isimini açıklar; umulur ki düşünürsünüz;
(Bakara Suresi, 219)
De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı
dilediğine genişletip-yayar ve ona kısar da. Her
neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir
başkasını verir; O, rızık verenlerin en
hayırlısıdır." (Sebe Suresi, 39)
Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi
başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir
tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat
kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir.
(Bakara Suresi, 261)
Peygamber Efendimizin Müslümanları cimrilikten
sakındıran, onlara cömertlikle infak etmelerini
hatırlatan sözlerinden bazıları şöyledir:
"Zulümden kaçının. Zira zulüm, kıyamet günü
karanlıklar olacaktır. Cimrilikten de kaçının, zira
cimrilik, sizden öncekileri helak etmiş, onları
birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramlarını helal
addetmeye sevk etmiştir."57
"Fakirleri seviniz ve onlara yakın olunuz. Siz
onları severseniz, Allah da sizi sever. Siz onlara
yakın olursanız, Allah da size yakın olur. Siz
onları giydirirseniz, Allah da sizi giydirir. Siz
onları yedirirseniz, Allah da sizi yedirir. Siz
cömert olunuz ki, Allah Teala da size karşı cömert
olsun."58
HZ. MUHAMMED CİNLERİN DE PEYGAMBERİYDİ
Kuran'ın 72. suresi olan Cin Suresi'nde, Allah
cinlerin de Hz. Muhammed (sav)'in tebliğini ve
Kuran'ı dinlediklerini ve bazılarının Müslüman
olarak Peygamberimiz (sav)'e tabi olduklarını
bildirir. Bu konuyla ilgili ayetler_isimden bazıları
şöyledir:
De ki: "Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden bir
grup dinleyip de şöyle demişler: -Doğrusu biz,
(büyük) hayranlık uyandıran bir Kuran dinledik. O
(Kuran), 'gerçeğe ve doğruya' yöneltip-iletiyor. Bu
yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç
kimseyi ortak koşmayacağız." (Cin Suresi, 1-2)
Allah, yine Cin Suresi'nde, Müslüman olan cinlerin
şöyle dediklerini bildirmektedir:
"Elbette biz, o yol gösterici (Kuran'ı) işitince,
ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne
(ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa
uğrayacağından. Ve elbette bizden Müslüman olanlar
da var, zulmedenler de. İşte (Allah'a) teslim
olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu'
araştırıp-bulanlardır." (Cin Suresi- 13-14)
Bu cinler, içlerinden bir kısmının Allah'a karşı
yalan söyleyerek, batıl inançlar uydurduklarını
belirtmektedirler. Cinlerin daha önce inandıkları bu
batıl dinin özelliği Cin Suresi'nde şöyle açıklanır:
"Elbette, Rabbimizin şanı yücedir. O, ne bir eş
edinmiştir, ne de bir çocuk. Doğrusu şu: Bizim
beyinsizlerimiz, Allah'a karşı 'bir sürü saçma
şeyler' söylemişler. Oysa biz, insanların ve
cinlerin Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini
sanmıştık." (Cin Suresi, 3-5)
Bir başka ayette ise, Peygamber Efendimiz ibadet
için kalktığında, cinlerin çevresinde kalabalıklaşıp
keçeleştikleri bildirilir.
Şu bir gerçek ki, Allah'ın kulu (olan Muhammed,)
O'na dua (ibadet ve kulluk) için kalktığında, onlar
(müşrikler,) neredeyse çevresinde keçeleşeceklerdi.
(Cin Suresi, 19)
Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten
öğütle-hatırlatma, müminlere yarar sağlar. Ben,
cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler
diye yarattım.
(Zariyat Suresi, 55-56)
ayetler_isimde de görüldüğü gibi Hz. Muhammed (sav),
tüm insanlara ve tüm cinlere peygamber olarak
gönderilmiştir. Kuran-ı Kerim de hem insanlar hem de
cinler için bir yol göstericidir.
Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi
çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin.
Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına
girer ve siz gerçekten O'na götürülüp
toplanacaksınız.
(Enfal Suresi, 24)
Ey iman edenler, Allah'tan sakınıp-korkun ve O'nun
elçisine iman edin, size kendi rahmetinden iki kat
(güzel karşılık) versin. Size kendisiyle
yürüyeceğiniz bir nur kılsın ve size mağfiret
etsin...
(Hadid Suresi, 28)
PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN İNKAR EDENLERE UYARILARI
Kuran'ı ve Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğini
inkar edenler, Peygamberimiz (sav)'e birçok zorluk
çıkarmışlar, onun tebliğ faaliyetlerini engellemeye,
hatta onu öldürmeye, tutuklamaya, sürmeye
çalışmışlardır. Ancak Peygamberimiz (sav) her
defasında onlara Allah'ın gücünü, varlığını,
kendisinin hak bir elçi ve Kuran'ın da hak kitap
olduğunu anlatmış, onları ahiret azabıyla uyarıp
korkutmuştur. Ancak, Peygamberimiz (sav) fetihten
sonra bile, inkarcılar üzerinde bir baskı kurmamış,
hiç kimseyi zorla dine döndürmeye çalışmamış,
herkese kendi inancında özgür olduğunu açıklamıştır.
Bu konudaki bazı Kuran ayetler_isimi şöyledir:
Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki: "Benim
yaptıklarım benim, sizin yaptıklarınız sizindir. Siz
benim yaptıklarımdan uzaksınız ve ben de sizin
yaptıklarınızdan uzağım." (Yunus Suresi, 41)
De ki: "Gerçekten bana: -Sizin ilahınız yalnızca bir
tek ilahtır" diye vahyolunuyor; artık siz Müslüman
olacak mısınız?" Buna rağmen yüz çevirecek
olurlarsa, de ki: "Size eşitlik üzere açıklamada
bulundum. Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azab günü)
yakın mı, uzak mı, bilemem. Şüphesiz O, sözün açıkta
söylenenini de bilmekte, saklamakta olduklarınızı da
bilmektedir. Bilemem; belki bu (sürenin
açıklanmaması), sizin için bir (fitne) denemedir,
(belki de) belli bir vakte kadar yararlanma
(meta)dır." (Resulullah) Dedi ki: "Rabbim, hak ile
hükmet. Bizim Rabbimiz, sizin her türlü
nitelendirmelerinize karşı yardımına sığınılan
Rahman (olan Allah)dır." (Enbiya Suresi, 108-112)
De ki: "Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın;
şüphesiz ben de yapıyorum. Bu yurdun (dünyanın)
sonu, kimindir, bilip-öğreneceksiniz. Gerçekten
zalimler kurtuluşa ermeyeceklerdir." (Enam Suresi,
135)
Çünkü onlar, Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi senden
savamazlar. Şüphesiz zalimler, birbirlerinin
velisidirler. Allah ise, muttakilerin velisidir.
(Casiye Suresi, 19)
İNKARCILARLA GEREKSİZ TARTIŞMALARA GİRMEMİŞTİR
Peygamber Efendimiz, Allah'ın varlığını, Kuran'ı ve
kendisinin peygamberliğini inkar edenlere karşı çok
sabırlı ve anlayışlı bir tutum izlemiş, hiçbir zaman
zor ve baskı kullanmamıştır. Hatta, onların arasında
adaletli bir tutum izleyeceğini ve kendileri ile
gereksiz tartışmalara girilmeyeceğini belirtmiştir.
Peygamber Efendimizin Allah'ın emrine uyarak
söylediği bu ayetler_isim Kuran'da şöyle bildirilir:
Şu halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun
gibi doğru bir istikamet tuttur. Onların heva (istek
ve tutku)larına uyma. Ve de ki: Allah'ın indirdiği
her kitaba inandım. Aranızda adaletli davranmakla
emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de
Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin
amelleriniz sizindir. Bizimle aranızda 'deliller
getirerek tartışma (ya, huccete gerek)' yoktur.
Allah bizi biraraya getirip-toplayacaktır. Dönüş
O'nadır." (Şura Suresi, 15)
İNKARCILARI TEVBE ETMEYE ÇAĞIRMIŞTIR
Allah, sonsuz merhametli, şefkatli ve bağışlayıcı
olandır. Allah, Kuran'da her kulunun tevbesini kabul
edeceğini, bir insan vazgeçtiği takdirde günahlarını
bağışlayacağını müjdelemektedir. Peygamberimiz (sav)
de, inkar edenlere Allah'ın bu müjdesini iletmiştir:
O inkar edenlere de ki: "Eğer vazgeçerlerse geçmişte
(yaptıkları) şeyler bağışlanacaktır. Ama yine
dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan)
sünnet, muhakkak (onların başından da) geçmiş
olacaktır. (Enfal Suresi, 38)
Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde de,
insanlara her zaman tevbe edebileceklerini şöyle
hatırlatmıştır:
"Tevbe kapısı açıktır, Güneş garpten doğuncaya kadar
kapanmaz."59
Şu halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun
gibi doğru bir istikamet tuttur. Onların heva (istek
ve tutku)larına uyma. Ve de ki: Allah'ın indirdiği
her kitaba inandım. Aranızda adaletli davranmakla
emrolundum...
(Şura Suresi, 15)
İNKAR EDENLERE MUTLAKA YENİLGİYE UĞRAYACAKLARINI
BİLDİRMİŞTİR
Peygamberimiz (sav)'in her sözünde ve her tavrında
Allah'a olan güvenini, teslimiyet ve bağlılığını
görmek mümkündür. Peygamber Efendimiz en zorlu
zamanlarda dahi Allah'ın mutlaka yardım edeceğinden,
müminlerin galip geleceğinden ve inkar edenlerin
hüsrana uğrayacaklarından emin olmuştur. Ona,
Kuran'da söylemesi emredilen şu ayetler_isim de
bunun bir örneğidir:
İnkar edenlere de ki: "Yakında yenilgiye
uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme
sürüleceksiniz." Ne kötü yataktır o. (Al-i İmran
Suresi, 12)
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde ise
şöyle buyurmuşlardır:
"Size vadedilen mutlaka yerine gelecektir. Siz
Allah'ı aciz bırakamazsınız."60
İNKAR EDENLERE AHİRETİN VARLIĞINI HATIRLATARAK
ONLARI UYARMIŞTIR
İnkar edenlerin en belirgin özelliklerinden biri
ahiretin varlığına inanmamalarıdır. Peygamberimiz
(sav)'in döneminde de inkar eden kişiler, ahirette
insanların tekrar diriltileceklerine
inanmamışlardır. Peygamberimiz (sav) ise onların
iddialarına en hikmetli ve özlü şekilde cevap
vermiştir. Kuran'da Peygamber Efendimize şu hikmetli
ayetler_isimi söylemesi emredilmiştir:
Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, toprak
olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni
bir yaratılışla diriltileceğiz?" De ki: "İster taş
olun, ister demir." "Ya da göğüslerinizde büyümekte
olan (veya büyüttüğünüz) bir yaratık (olun)." Bizi
kim (hayata) geri çevirebilir" diyecekler. De ki:
"Sizi ilk defa yaratan." Bu durumda sana başlarını
alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne
zamanmış o?" De ki: "Umulur ki pek yakında." (İsra
Suresi, 49-51)
"Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı,
gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?" "Veya önceki
atalarımız da mı?" De ki: "Evet, üstelik boyun
bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz)." (Saffat
Suresi, 16-18)
Peygamber Efendimiz, belki bu insanlar inkarlarından
döner ve iman ederler diye, onlara ahiretin dünya
hayatından daha hayırlı ve üstün olduğunu
hatırlatmıştır. Onun bu sözlerinden bazıları
şöyledir:
"Ey insanlar! Dünya peşin verilen bir metaıdır. İyi
de kötü de ondan nasibini alır. Ahiret ise sadık bir
vaaddir. Orada Kadir olan Melik hükmeder. Hak yerini
bulur. Batıl ise zail olur. Ey insanlar, ahiret
evladı olun, dünya uşağı olmayın. Zira evlat anaya
tabidir. (Yani dünya çocuğu olursanız, dünya gibi
mahvolmaya layık olursunuz.) Allah'dan korku üzerine
amel ediniz. Biliniz ki amelleriniz sizinle
yüzleşecektir. Ve yine sizler mutlaka Allah'a mülaki
olacaksınız (kavuşacaksınız). Kim zerre miktarı
hayır yaparsa onu görecek ve kim de zerre miktarı
şer yaparsa onu görecek."61
"Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De
ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem
kendilerini, hem yakınlarını hüsrana
uğratanlardır..." (Zümer Suresi, 15)
Gerçekten inkar edenlerin ise, ne malları, ne
çocukları, onlara Allah'tan yana bir şey sağlayamaz.
İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda temelli olarak
kalacaklardır. (Al-i İmran Suresi, 116)
İNKAR EDENLERİ CEHENNEMLE UYARMIŞTIR
Allah'ın elçilerinin en önemli görevlerinden biri,
insanları uyarmak ve onları Allah'ın azabı ve
cehennem ile korkutmaktır. Resuller, böylece
insanların korkup sakınmalarına, güzel ahlak
göstermelerine ve bazılarının ahirette cennette
yaşamalarına vesile olurlar. Peygamber Efendimiz de,
insanları cehennem azabı ile uyarmış ve onları
kötülüklerden, inkardan ve dinsizlikten korumaya
çalışmıştır. Peygamberimiz (sav)'in cehennem ile
uyarıp korkutması bazı ayetler_isimde şöyle
bildirilir:
Onlara karşı apaçık olan ayetler_isimimiz okunduğu
zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve
inkarı' tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı
ayetler_isimimizi okuyanın üzerine
çullanıverecekler. De ki: "Size, bundan daha kötü
olanını haber vereyim mi? Ateş... Allah, onu inkar
edenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir
duraktır." (Hac Suresi, 72)
(Benim görevim,) Yalnızca Allah'tan olanı ve O'nun
gönderdiklerini tebliğ etmektir. Kim Allah'a ve
O'nun elçisine isyan ederse, içinde ebedi kalıcılar
olmak üzere onun için cehennem ateşi vardır. (Cin
Suresi, 23)
Peygamber Efendimiz, cehennemi uzak görenlere,
cehennemdeki azabı detayları ile tarif etmiş,
Kuran'da bildirildiği üzere, inkar edenlerin
cehennemdeki durumlarını, azaptan kurtulmak için
nasıl yalvaracaklarını anlatmış ve insanların
cehennemden korkup sakınmalarına vesile olmak için
çaba göstermiştir.
İNKAR EDENLERE KARŞI KESİN VE EMİN BİR ÜSLUP
KULLANMIŞ VE ONLARA UYMAYACAĞINI BİLDİRMİŞTİR
Peygamberimiz (sav), o dönemdeki inkarcılar, sayı ve
güç olarak daha üstün gibi görünmelerine rağmen,
onların tavırlarına ve tehditlerine aldırış etmemiş,
Kuran'ı büyük bir kararlılıkla insanlara anlatmış ve
doğru yoldan asla dönmeyeceğini açıkça ve kesin
olarak belirtmiştir. Kararlılık ve sabır, müminlere
ait önemli bir özelliktir ve her Müslüman, Peygamber
Efendimizin kararlılığını ve azmini örnek almalıdır.
Bu konuyla ilgili bazı ayetler_isim şöyledir:
De ki: "Ben, sizin Allah'tan başka tapmakta
olduklarınıza tapmaktan nehyedildim." De ki: "Ben
sizin heva (istek ve tutku)larınıza uymam; yoksa bu
durumda ben şaşırıp sapmış ve doğru yolu
bulmamışlardan olurum." De ki: "Ben, gerçekten
Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu
yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azab)
yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. O,
doğru haberi verir ve O, ayırt edenlerin en
hayırlısıdır." (Enam Suresi, 56-57)
De ki: "Ey kafirler. Ben sizin taptıklarınıza
tapmam. Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz. Ben
de sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de
benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz
size, benim dinim bana." (Kafirun Suresi, 1-6)
De ki: "Ey kavmim, üzerinde bulunduğunuz duruma göre
yapın-edin; elbette ben de yapıp-ederim. Artık
yakında öğreneceksiniz."
(Zümer Suresi, 39)
PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN KİTAP EHLİNE YAPTIĞI
HATIRLATMALAR
Peygamberimiz (sav) Kitap Ehlini de en güzel şekilde
uyarmış, onların tahrif edilmiş, şirk içinde bir
dine değil, Allah'ın son vahyine inanmalarını tebliğ
etmiştir. Peygamberimiz (sav), inkarcılar konusunda
olduğu gibi Kitap Ehline de hiçbir baskı
uygulamamış, onlara sadece öğüt vermiştir.
Kitap Ehlinin en belirgin özelliklerinden biri,
özellikle Yahudilerin kendilerini Allah'ın sevgili
kulları olarak görmeleri ve kendilerinden başka hiç
kimsenin cennete gidemeyeceğini iddia etmeleridir.
Yahudilerin bu iddialarına Kuran'da pek çok ayette
yer verilmiştir. Peygamberimiz (sav)'in ise, onların
bu asılsız, hiçbir delile dayanmayan iddialarına
verdiği karşılık Kuran'da şöyle bildirilir:
Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin"
denildiğinde: "Biz, bize indirilene iman ederiz"
derler ve ondan sonra olan (Kuran)ı inkar ederler.
Oysa o (Kuran), yanlarındakini (Kitabı) doğrulayan
bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor
idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın
peygamberlerini öldürüyordunuz?" (Bakara Suresi, 91)
De ki: "Eğer Allah katında ahiret yurdu, başka
insanların değil de, yalnızca sizin ise, (ve) doğru
sözlüyseniz, öyleyse hemen ölümü dileyin." Oysa
onlar, önceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı
onu (ölümü) hiçbir zaman kesin olarak
dilemiyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir.
(Bakara Suresi, 94-95)
Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olmayan hiç
kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların
kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru
sözlüyseniz, kesin-kanıtınızı (burhan) getirin."
(Bakara Suresi, 111)
Yahudi ve Hıristiyanlar: "Biz Allah'ın çocuklarıyız
ve sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi
günahlarınızdan dolayı azablandırıyor? Hayır, siz
O'nun yarattığından birer beşersiniz. O, dilediğini
bağışlar, dilediğini azaplandırır. Göklerin, yerin
ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü
Allah'ındır. Son varış O'nadır." (Maide Suresi, 18)
Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olun ki,
hidayete eresiniz." De ki: "Hayır, (doğru yol) Hanif
(muvahhid) olan İbrahim'in dini(dir); O müşriklerden
değildi." (Bakara Suresi, 135)
Onlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin
bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan
daha güzel olan kimdir?
(Maide Suresi, 50)
Peygamberimiz (sav) müminlere de, Kitap Ehli ile
konuştuklarında"Biz Allah'a, meleklerine,
kitaplarına ve peygamberlerine inandık deyiniz."62
diye buyurmuştur.
PEYGAMBERİMİZ (SAV) KİTAP EHLİ İLE TARTIŞMAMIŞ VE
ONLARA İMAN ETMELERİ İÇİN BASKI UYGULAMAMIŞTIR
Peygamberimiz (sav) Kitap Ehlini Allah'a şirk
koşmadan iman etmeye ve Kuran ahlakını yaşamaya
çağırmış, ancak onlardan kendisine itaat etmeyenlere
karşı da çok yumuşak ve adaletli davranmıştır. Kitap
Ehlini ibadetlerinde serbest bırakmış, her türlü
adetlerini uygulamalarına izin vermiş, kendi ehline
de onlara adaletle davranmalarını buyurmuştur. Bu
konuda Peygamberimiz (sav)'in şöyle dediği rivayet
edilmiştir:
"Kim bir zimmiye eziyet ederse, ben onun
davacısıyım. Ben kime (bu dünyada) davacı olursam,
kıyamet gününde de davacı olurum."63 (Zimmi: İslam
devleti tabiyetinde olan gayr-ı müslimlere denir.)
Hz. Peygamber (sav)'in ve onu izleyenlerin çeşitli
Hıristiyan, Yahudi ve diğer dini gruplarla yaptığı
anlaşma metinleri bugün birer belge olarak
korunmaktadır. Örneğin, Peygamberimiz (sav),
Hıristiyan olan İbn Harris b. Ka'b ve dindaşları
için hazırlattığı anlaşma metninde: "Şarkta ve
Garpta yaşayan tüm Hıristiyanların dinleri,
kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah'ın,
Peygamberin ve tüm müminlerin himayesindedir.
Nasraniyet dini üzere yaşayanlardan hiç kimse kerhen
İslam'a icbar edilmeyecektir. Hıristiyanlardan
birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz
kalırsa Müslümanlar ona yardım etmek
zorundadırlar"64 maddelerini yazdırdıktan sonra:
"Ehl-i Kitap ile ancak en güzel yöntemlerle mücadele
edin..." (Ankebut Suresi, 46) ayetini okumuştur.
Kuran'da Peygamberimiz (sav)'e, Ehl-i Kitaba karşı
gösterilmesi gereken tutumu, kavmine şöyle
açıklaması bildirilmektedir:
De ki: "O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken,
bizimle Allah hakkında (sözde kanıtlarla)
tartışmalara mı giriyorsunuz? Bizim amellerimiz
bizim, sizin de amelleriniz sizindir. Biz, O'na
gönülden bağlanmış (muhlis) olanlarız." (Bakara
Suresi, 139)
KİTAP EHLİNİ DE ALLAH'A ŞİRK KOŞMADAN İMAN ETMEYE
ÇAĞIRMIŞTIR
Peygamberimiz (sav), Kitap Ehlini dine çağırırken,
onlara Allah'a şirk koşmamalarını söylemiş ve onları
Müslümanlarla ortak bir noktada buluşmaya davet
etmiştir:
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda
müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin.
Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir
şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir
kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim."
Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun,
biz gerçekten Müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi,
64)
De ki: "Ey kitap Ehli, haksız yere dininiz konusunda
aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu
saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun
heva (istek ve tutku)larına uymayın." (Maide Suresi,
77)
Hz. Muhammed (sav), Hz. Muaz (r.a.)'yı Yemen'e
göndermiş ve giderken ona Kitap Ehlini öncelikle
sadece Allah'a ibadet etmeye çağırmasını
söylemiştir:
"Sen Ehl-i Kitap bir kavme gidiyorsun. Onları davet
edeceğin ilk şey Allah'a ibadet olsun."65
Gerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir)
indirmesidir.
(Şuara Suresi, 192)
--------------------------------------------------------------------------------
33- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara,
s. 398
34- Buhari, I'tisam 2, Ebed 70; Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan,
2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.338
35- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara,
s. 130
36- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 329/1
37- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 163/6
38- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 215/16
39- Molla Cami, Nefahatü'l-Üns, çev. Abdulkadir
Akçiçek, İstanbul 1981, s. 325;
http://www.aitco.com/~islam/islam/islam-164/trk/nefahatul_uns.htm
40- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 227/10
41- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 227/9
42- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 364/7
43- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 450/10
44- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara,
s.330
45- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 14. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.417
46- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 470/5
47- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 317
48- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 317
49- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 328
50- İbni Kesir, Sire, 4:194-195; Salih Suruç,
Kainatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı, Yeni Asya
Yayınları, İstanbul, 1998, s.507
51- İbn Hıbban; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111
52- İbn Hıbban, Hakim; Huccetü'l İslam İmam Gazali,
İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı
Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111-112
53- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 24
54- Tirmizi, Birr 61, (2001); Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan,
15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.28
55- Ebu davud, Edeb 120, (5116); Tirmizi, Menakıb
(3950, 3951); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve
Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ
Yayınları, Ankara, s.29
56- Buhari, Libas 5; Müslim, Libas 49, (2088);
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr.
İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
32
57- Muslim, Birr 56; Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt,
Akçağ Yayınları, Ankara, s. 357
58- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 17/15
59- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 242/2
60- Buhari, I'tisam 2, Ebed 70; Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan,
2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.338
61- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 184/4
62- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 42/4
63- Acluni, Keşfu'l-Hafa' II, 218
64- İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdulmelik, (v.218/834),
es-Siretü'n-Nebeviyye, Daru't-Turasi'l-Arabiyye,
Beyrut, 1396/1971, IV/241-242; Hamidullah,
el-Vesaik, s.154-155, No.96-97; Yrd. Doç. Dr. Orhan
Atalay, Doğu-Batı Kaynaklarında Birlikte Yaşama,
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, İstanbul,
1999, s.95
65- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 7. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara,
s.327 |